Avrupa’da Müslümanlar

Her gün bir başka göç dramıyla karşılaştığımız bu günlerde, Lucette Valansi’nin kaleme aldığı ‘Avrupa’da Müslümanlar 16.-18. Yüzyıllar’ kitabı, günümüze ışık tutacak bilgiler içeriyor.  

YEŞİM PÜTGÜL

Avrupa’ya göç etmek için bindiği botun devrilmesiyle yaşamını yitiren 3 yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdi’nin Bodrum kıyılarına vuran cansız bedeniyle doruğa çıkan göç dramı, sadece günümüzün değil, yüzyılların sorunu. Hele de Hıristiyan dünyasına göç etmeye çalışan bir Müslümansanız, bu sorun daha da derinleşiyor. Tunus doğumlu Fransız öğretim görevlisi Lucette Valansi’nin kaleme aldığı, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan “Avrupa’da Müslümanlar” adlı araştırma, bu nedenle bu günlerde daha da özenle okunmayı hak ediyor. Kitap, 16’ncı ve 18’nci yüzyıllar arasında Hıristiyan dünyasında kürek mahkumu, köle, tüccar, siyasi mülteci ve azınlık olarak yaşamış Müslümanların hikâyelerini anlatıyor. Lucette Valensi’ye göre Müslümanların Avrupa’daki serüveni, halen tekerrür etmekte olan ikili bir dışlama hareketinin tarihini gözler önüne seriyor: Hıristiyan geçmişi paylaşmayan toplulukların dışlanması, Hıristiyan olmayan ülkelerden geldikleri için tam ‘yurttaş’ olamayacaklarına inanılan bireylerin dışlanması.

Müslümanların günümüzde Avrupa’da maruz kaldıkları şiddete duyarlı bir metin kaleme alan yazar, kitlesel boyutlu ilk tehcir örneği sayılabilecek bir vakadan, Moriskoların 17’nci yüzyıl başında İspanya’dan sürülmesi örneğinden yola çıkarak, bu şiddetin geçmişine ışık tutuyor. Avrupa demokrasilerine musallat olmuş İslam ve yabancı düşmanlığına karşı okuyucuyu uyarıyor.

300 yıl önceki alçak koltuk krizi

Kitapta, din değiştirmeye zorlanan köleler kadar kendi isteğiyle din değiştirip Vatikan’da çalışan çevirmenlerin hikâyelerine de yer verilmiş. Bu arada bir de dip not verelim.

Birkaç yıl önce İsrail’de yaşanan alçak koltuk krizini hatırlarsınız. Ocak 2010’da İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Danny Ayalon, Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u, İsrail Parlamentosu’na çağırmış ve çalışma ofisinde ağırladığı Çelikkol’u daha alçak bir koltuğa oturtmuştu. Bu olayın bir benzerinin Babıali’nin 1699 yılında Paris’e elçi olarak gönderdiği Süleyman Ağa’nın da başına geldiği belirtiliyor kitapta. Fransa topraklarına ayak bastığı tarihten dışişleri nazırıyla görüştüğü zamana kadar geçen bir ay içinde çok iyi ağırlanan Süleyman Ağa, bu görüşmede bir kriz yaşar. Ağa’yı sarayın kapısında karşılamayan nazır, odada istirahat koltuğuna oturur, Süleyman Ağa’ya ise alçak bir tabure sunulur. Sultanın elçisini aşağılamaya yönelik bu diplomatik savaş, Süleyman Ağa’nın getirdiği mektubu krala vermesiyle sonuçlanır ancak kralla buluşma da bir başka diplomatik skandaldır.

 

Tijana Krstic / Osmanlı Dünyasında İhtida Anlatıları

Osmanlı’nın dönmeleri

Tijana Krstić, halen Budapeşte’deki Orta Avrupa Üniversitesi Ortaçağ Araştırmaları Bölümünde öğretim üyesi. Kendisi de ihtida eden (Başka bir dinden çıkıp Müslüman olmak) Krstić “Kitap Yayınevi’nden çıkan kitabında, 15’inci ve 17’nci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda mühtedileri (ihtida eden kişi) anlatıyor. 15.-17. yüzyıllarda topraklarında büyük bir gayrimüslim topluluk yaşayan Osmanlılar, İslamiyet’i kabul edenlere zengin fırsatlar sunuyordu. Bu nedenle ihtida edenlerin sayısı da gitgide artmaya başladı. Krstić, Osmanlıların ihtida ve mühtedi karşısındaki tavırlarını, bu tavırların geçirdiği evrimi, Akdeniz ülkelerindeki dini eğilimleri ve Osmanlıların hem Habsburglar hem de Safevilerle rekabetini incelediği kitabında bireyler, cemaatler, yerel ve merkezi yetkililer arasındaki ilişkilerin din değiştirme sürecini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

 

Okşan Svastics / Yahudiler’in İstanbul’u

İstanbul’un öteki rengi

Okşan Svastics ‘Yahudiler’in İstanbul’u’ adlı kitabında, İstanbul’a ve dolayısıyla toplumumuza damgasını vuran Yahudi karakterlerin izlerini sürüyor.

Boyut Yayınları, Okşan Svastics’in editör-yazarlığında yayımladığı ‘Yahudiler’in İstanbul’u’ adlı kitabında, bu kentteki varlıkları bin 700 yıl öncesine dayanan Yahudi Cemaatini anlatıyor. Anadolu topraklarındaki varlıkları 2 bin 400, İstanbul’daki varlıkları ise bin 700 yıllık bir geçmişe dayanan Yahudilerin bu topraklardan ilk kitlesel göçü 1942’de yürürlüğe giren Varlık Vergisi’yle yaşanıyor. İkinci kitlesel göç ise 1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla oluyor. Kitapta, bu tarihten itibaren sürekli azalan Yahudi nüfusuna ilişkin tarihi bilgilere, Sabetay Sevi dönemine, hatta Strumo Gemisi gibi olaylara da yer veriliyor. Ancak yazar özel olarak, İstanbul’a ve toplumumuza damgasını vuran Yahudi karakterlere odaklanmış.

Toplumun ilkleri

Kitapta İstanbul’u Haliç, Balat, Kadıköy, Adalar gibi coğrafi bölümlere ayıran Okşan Svastics, bu bölgelerde yaşayan Yahudilerin izlerini sürmüş. Bu bölgelerdeki Yahudi okullarını, sinagoglarını ve evlerini de anlatan yazar, bunu yaparken semtlerin yerleşim haritalarına ve görsel malzemelere de yer vermiş. Osmanlı’ya ilk sinemayı getiren Sigmund Weinberg’i Beyoğlu bölgesini anlatırken; Komando Merdivenleri’nden hatırlayacağınız Banker Kamondo Ailesi’ni Karaköy bölümünü anlatırken okuyoruz bu nedenle. İsrail’in ilk Başbakanı David Ben Gurion’un adına da yine aynı nedenle, İstanbul’da üniversite eğitimi alırken yaşadığı Beyoğlu bölümünde rastlıyoruz. Kitapta, Profilo Holding’in kurucusu Jak Kamhi, Alarko Holding’in kurucularından İshak Alaton, Türkiye’nin en prestijli markalarından Vakko’nun kurucusu Vitali Hakko ve Türkiye’de modern reklamcılığın kurucusu olarak bilinen Eli Acıman gibi toplumsal hayatımıza damgasını vurmuş isimler de yer alıyor.

Yazar Vivet Kanetti’nin kendi İstanbul’unu kendine has üslubuyla kaleme aldığı kitapta, bir anlamda 1920’de Türkiye’de 1 milyon 115 bin olan Yahudi nüfusun günümüzdeyse 24 bine nasıl düştüğünü de görmek mümkün.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ