Ayşe Korkmaz ile 5N 1 Kitap

Karakterlerim, kapitalizmin ve sosyal hayatın getirdiği sorunlar yüzünden yalnızlaşmış, kendine ve dünyaya yabancılaşmış, eksik, kusurlu, içe dönük, yaralı, yaşama tutunamamış insanlar…

Ayşe Korkmaz, 1968, Konya doğumlu. 1991 yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nü bitirdi. Konya, Sivas ve Kocaeli illerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı pek çok okulda matematik öğretmeni olarak görev yaptı. Yaşamını Kocaeli ilinin Derince ilçesinde sürdürüyor.

Korkmaz soyadını 2002 yılından bu yana kullanıyor. Uzun soyadıyla Çerağ (1997) Eylül (1997, 1998), Kırağı (1997), Çalı (2001) dergilerinde şiir ve öyküleri, Korkmaz soyadıyla Aramis (2005), Yaşayan Yarın (2005), Çalı (2006), Damar (2007), Mavi Melek Edebiyat (2008, 2009, 2010), Zalifre Yazıları (2010), Galapera Öykü Fanzin (2013, 2014, 2015), İzmir Edebiyat İşliği (2014) Sancı (2015), Kahverenkli (2015), Tefrika (2016), Güncel Sanat (2019) dergilerinde öyküleri, inceleme yazıları, Sığınak (Nisan, Ağustos, Eylül 2005) ve Ay Yüreğinde Köz Fanzin (2014, 2015, 2016)’de şiirleri, yayınlandı.

2003-2004 yıllarında İnternet üzerinde varlığını sürdüren İmgenet Edebiyat Seçkisi ürün değerlendirme kurulunda yer aldı. İlk öykülerini Bir Düşe Bağlanmak (Romantik Yayınları, 2008) adlı kitabında topladı. Aralık 2009’da İzmir Doğa ve Kültür Derneği’nin düzenlediği 1. Öykü yarışması sonucunda oluşan Mutluluk Öyküleri adlı kitapta Sevgisiz Bir Yaşam ve Ey Sevgili Ölüm adlı öyküsüyle yer aldı.

5 N 1 Kitap Soruları yanıtlamadan önce kısaca kendinizi ve kaleminizi bizlere hatırlatabilir misiniz?

Ayşe Korkmaz – 1968, Konya doğumluyum. 1991 yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nü bitirdim. Konya, Sivas ve Kocaeli illerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda matematik öğretmeni olarak çalıştım. 2016 yılında emekliye ayrıldım. Kocaeli ilinin Derince ilçesinde yaşıyor, öğretmenliği özel derslerle sürdürüyorum.

N E ZAMAN?

Yazmaya ilk ne zaman karar verdiniz, yayınlamayı düşündüğünüz (hazırladığınız) yeni eseriniz ne zaman yayınlanacak /yayınlandı?

Ayşe Korkmaz – Yazmaya ortaokul yıllarımda başladım. İlk Türkçe öğretmenim kompozisyon derslerinde keşfetti yeteneğimi. Onun yönlendirmesiyle Milli Eğitim Bakanlığı bazında düzenlenen bir kompozisyon yarışmasına katılıp birincilik ödülü aldım. Bundan aldığım cesaretle şiire bulaştım. Lisede yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği bir şiir yarışmasında şiir birinciliğim oldu. 1997’de dergilerde şiirlerim çıkmaya başladı. Ama yazarlığım ve şairliğimdeki en büyük handikap doğru dürüst kitap okumuyor, çok daha önemlisi ne okumam gerektiğini bilmiyor olmamdı. Bence Türkiye’de çok büyük bir sorun bu. Pek çok kitap çıkıyor ve hayatımız boyunca sınırlı sayıda kitap okuyoruz. Bu nedenle gelişimimize yardımcı olacak, kaliteli kitaplar okumak çok önemli.

2001 yılında Konya Çalı dergisinin sahibi ve öykü yazarı sevgili Zeki Oğuz sayesinde öykü türüyle tanıştım. Ve şiirden çok daha fazla sevdim. Neler okumam gerektiğini ancak o yıllarda öğrendim. Sonrasında dergilerde öykülerim ve inceleme yazılarım yayınlanmaya başladı. 2008 yılında önsözünü yine Zeki Oğuz’un yazdığı ilk öykülerimden oluşan Bir Düşe Bağlanmak adlı öykü kitabım çıktı. Kitabın içeriğiyle ilgili içime sinmeyen pek çok şey oldu. Bu nedenle ikinci öykü kitabı için aceleci davranmadım. Bir aksilik çıkmazsa 2019 sonlarına doğru yayınlatmayı düşünüyorum. Bunun dışında, yazmayı sürdürdüğüm bir çocuk romanı ve bir psikolojik roman bulunuyor. Ama ne zaman biteceklerine dair herhangi bir fikrim yok.

NE?

Kitaplarınızı bize özetleyebileceğiniz cümleler ne olur?

Ayşe Korkmaz – İlk kitabımda, 2001-2008 yılları arasındaki öykü yazma serüvenimin ürünleri bulunuyor. Bir nevi çıraklık dönemi denilebilir. Her ne kadar dilim ve üslubum beğenilmiş olsa da öyküler bana göre yeterince olgun değiller. Kitaptan sonra, kolaj tekniğini kullanarak iki öykü yazdım. Ama bu öyküler ikinci kitabımda yer almayacak. Onlara belki farklı tarzlar denediğim yeni öykülerle birlikte bir başka kitapta yer verebilirim.

2013 yılından bu yana Varoluşçuluk tarzını benimsedim. Karakterlerim, kapitalizmin ve sosyal hayatın getirdiği sorunlar yüzünden yalnızlaşmış, kendine ve dünyaya yabancılaşmış, eksik, kusurlu, içe dönük, yaralı, yaşama tutunamamış insanlar… Bu insanların sizlere “ne hayatlar varmış” dedirtecek hikâyelerini, kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman gülümseten bir dille yazmaya çalışıyorum.

NASIL?

Yazar ve okurlar arasında kurulan köprü sizce nasıl olmalı?

Ayşe Korkmaz – Yazarın dile getirdikleri, ne kadar hayatın içinden olaylar olursa okuyucuyla, arasında o kadar güçlü bir bağ oluşur. Çünkü okuyucu kendini o kitaptaki karakterlerin yerine koyar. Bu nedenle, yazara düşen sadece aşkı, ya da hayatın içinde var olan güzellikleri değil, gerektiğinde çirkin ve sıra dışı olayları de yazabilmesidir. Toplum tarafından kabul görmeyen eşcinsellik, madde kullanımı, şiddet, istismar gibi konuların da kitaplarda yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ancak o zaman yazılanlar gerçek hayatı yansıtmış olacaktır. Bu Noktada Tezer Özlü’nün bir cümlesini hatırlatmak isterim: “Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı, her zaman güçlüydü.”

NEREDE?

Edebiyat dünyasında kendinizi nerede tanımlarsınız?

Ayşe Korkmaz – Daha önce de bahsettiğim gibi doğru kitaplar okumaya ve ciddi anlamda yazmaya otuz yaşından sonra başladım. Eşimin genç yaşta ölümü yüzünden iki çocuğumu tek başına büyüttüm. Üstelik kırklı yaşlara gelene kadar aşırı duygusal ve depresif bir insandım. Bütün bunlar beni, yaşamdan ve yazma eyleminden zaman zaman kopardı. Yani aslında hem hayatı, hem de edebiyat dünyasını en az yirmi yıl geriden takip ettim. Bu benim için çok büyük bir kayıptır.

NEDEN?

Okurlar sizin kitaplarınızı neden okumalı?

Ayşe Korkmaz – Okuyan insanlar yeni öykülerimdeki karakterleri çok seviyorlar. Çünkü bu karakterler hayatın içinde gizliler. Her bir parçalarını yaşayan insanlardan alıyorlar. Ben bu parçaları kafamda birleştirip ete kemiğe büründürüyorum. Üzerlerine hayat hikâyeleri giydiriyorum. Onlar, daha önce de belirttiğim gibi, eksik, kusurlu ve depresifler. Ama onları bu hale getiren çok önemli nedenleri var. Benim bu öyküleri yazmaktaki derdim işte o nedenleri görünür kılmak.

Ve yazdıklarınızdan tadımlık ….

özgürlük

ne anlar deniz kokulu martı
kanatları yıldız tozuna bulanmış
ayakları katmer katmer yakamoz
bir eli yağda bir eli balda

özgürlüğü öteki kuşa sormalı
f tipi kafesinin penceresinden 
gökyüzüne bakan

kırık kanatlarıyla düşünde bulut toplar 
rüzgârı kovalar yorgun ayakları
hep onun suçudur yağmur dolu kar

güneşe kurulmuş merdiven bulursunuz
altından o çıkar
tek bir martı soluğu uğruna
koskoca ömrü harcar

ayşe korkmaz

Ayşe Korkmaz Öyküleri

Zeki Oğuz

Ayşe’yi ilk tanıdığımda şiirler yazıyordu.

Matematik öğretmeniydi, yoğun bir çalışma düzeni vardı ama o bu düzenin içine şiirleri de sığdırmasını biliyordu.

Onunla sohbet ettikçe, şiirlerini okudukça öyküye daha yakın durduğunu fark ettim. Konuşmasında, dizelerinde bir öykü tadı vardı. Bir de öyküyü denemesini söyledim ona. Denedi ve başardı.

Ayşe Uzun adıyla ilk öyküsü Çalı’da yayımlandı. Mart-Nisan 2001 50. sayı.

Hedera adlı öyküsü Ayşe Korkmaz adıyla 86.sayıda yayımlandı.

Sonra Damar’da çıktı öyküleri.

İlk kitabı yayımlıyor olmanın heyecanlarını, sabırsızlıklarını bilirim. Kimi zaman yanlışlar yapmadan iyi ve güzel şeylere ulaşılamayacağını da. Bu yüzden, ilk öykülerin, bu ilk denemelerin usta işi ürünler gibi algılanmaması gerekir.

Ayşe Korkmaz’ın gelecekte iyi öykücülerimizden biri olacağına inanıyorum. Son yıllarda öykücülüğümüzde bir kırılma, zayıflama var. Ayşe’nin bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. İlgi alanı çok geniş Ayşe’nin. Bir evde yaşanabilecek küçük sorunlardan tutun, toplumumuzun kangreni Türk-Kürt çatışmasına kadar her şey giriyor ilgi alanına. Kimi kahramanları en umutsuz anlarında bile bir umudu saklıyor yüreklerinde.

Kimi öyküleri çarpıyor insanı. “Seni seviyorum” sözünün anlamından habersiz aile bireylerinin ölümcül bir anda sevgi gösterişleri, gerçek mi, ikiyüzlülük mü? Sorularını getiriyor insanın aklına. Toplum içinde çoğu davranışlarımız da böyle değil mi aslında?

Yoğun bir yalnızlık ve hüzün duygusu hâkim öykülerde. Öykülerin arasına yerleştirdiği şiirler de ayrı bir okuma tadı veriyor.

Bazı öykülerinde mesleğinin bıraktığı izler var. Okuyan, öykü, şiir yazan, sorgulayan, öğrenen ve öğretmeyi yaşam biçimi haline getiren bir öğretmen çıkıyor karşımıza. Her türlü yoksunluğa, çok sevdiği çocuklardan uzakta olma pahasına öğretmeyi seçen, öğrencilerini en başa koyan bir öğretmen.

Ailelerdeki ayrılıkların çocukları nasıl etkilediğini çarpıcı bir biçimde anlatıyor Ayşe. Kimi öykülerde aile içi sevgisizlikler, sorunlar güzel işlenmiş.

Gelecekte iyi bir öykücü olacak Ayşe. Ona bu ilk adımında, kolay gelsin diyorum.


Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ