Bir dokunuş, bin nefes

İnsan yüreğine dokunmak böyle bir şey galiba…

Kenan Çığır

Zili çalmak zor geldi herhalde ki “kargooo” diye bir çığırışla sıçradım yerimden.

Kapıyı açıp dışarı çıktım. Gençten bir delikanlı, elinde bir kutu ile bahçede put gibi dikiliyor.

“Evladım içerde timsah beslediğimi nasıl anladın, kapıya kadar gelmeyip neden çığrınıyorsun?”

Sadece suratıma bakıyor… “galiba timsahı düşünüyor” diyorum içimden.

Bir kağıda imza attırıp, kutuyu elime tutuşturduktan sonra… herhalde; “öğlen vakti timsah acıkmış olabilir” diye düşündüğünden, koşarak bahçeden sokağa atıyor kendini.

Tanımadığım bir adamdan bir gönderi. Kutunun içinde bir zarf ve hediyeler… Zarfın içindeki yazıyı okuyorum.

“Düşündüm ki sana hediye olarak ne göndereyim…” diye başlıyor, “sağlıcakla kalasın” diye bitiyor. Yazının altında tanıdığım bir isim. Yüzünü sosyal medyadan gördüğüm, hiç karşı karşıya gelmediğim bir genç kadın. Bir büyük yürek.

İnsan yüreğine dokunmak böyle bir şey galiba…
Hiç tanımadan değer vermek, art niyetsiz samimiyet göstermek, insanı gözünde ve gönlünde bir yerlere koymak. Zaman zaman yanılgılara, aldanışlara, hüsrana rağmen insandan vazgeçmemek…

Bazı insanlara bir dokunduğunda, bin nefes olarak sana geri dönüyor. Yani cancağızım; kimi insanlar, kimi insanlara çok iyi geliyor…

Mabedi insan olan tüm dostlara selam olsun.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ