Birgün ile dayanışma etkinliği

Bergisch Gladbach’ta Birgün gazetesi ile buluşma etkinliğine Grup Praksis ile ekranların sevilen yüzü İrfan Değirmenci de katılacak

KÖLN yakınlarındaki Bergisch Gladbach’ta (Saal 2000, Schlodderdicher Weg 48, 51469 Bergisch Gladbach) 25 Kasım günü, Türkiye’nin muhalif gazetesi ile dayanışma etkinliği yapılacak. “Birgünlük buluşma” adıyla gerçekleleşecek etkinlikte Gazeteci İrfan Değirmenci ‘Anne Ben Artist Oldum’ oyununu sahneyelecek. Etkinlikte Grup Praksis, Meral ve Evin, Leyla Güney ile Erdal Aslan sahne alacaklar. Birgün Yazarı Barış İnce ile ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş’ın da buluşmada olacakları kaydedildi

Birgün gazetesi ile dayanışma etkinliği çağrısında şu ifadeler yer aldı:

Halkın Gazetesi BirGün, yayın hayatına 14 Nisan 2004’te başladı. Bağımsız gazeteciliği temel ilke olarak kabul eden gazetemiz, ne kuruluşunda ne de devam eden süreçlerde herhangi bir sermaye grubunun desteğini almadı. Sahibimiz BirGün Yayıncılık ve İletişim Ticaret AŞ olup, kuruluş aşamasındaki sermayemiz gönüllü destekçilerden, çeşitli sendika ve meslek odalarından toplanan paralarla oluşturuldu.
BirGün 14 yılı aşkın yayın hayatı boyunca kuruluş ilkelerine sadık kalarak; halkın çıkarlarını ön planda tuttu ve bağımsız gazetecilik anlayışından taviz vermedi. Bu yayın politikası, 2013 yılının Haziran ayında başlayan Gezi İsyanı sırasında toplumun geniş kesimlerinin yoğun teveccühü ile karşılaştı. BirGün, isyanla birlikte oluşan farkındalıkla okur sayısını dikkat çekici biçimde artırdı. Bu süreçte günlük gazete satışında %600’lük bir sıçrama yakalayan gazetemiz, sosyal medyada da yoğun ilgi gördü. O dönemde yakalanan ivmenin de büyük etkisiyle BirGün’ün Twitter takipçisi bugün 1 milyonun üzerine çıkmış durumda. İnternet sitemiz www.birgun.net’ten aylık görüntülenen haber sayısı ise 23 milyon dolaylarında.
BirGün yıllar boyu yaptığı haberlerle gerçeklerin sesi ve doğru bilgiye ulaşmanın en güvenilir adreslerinden biri oldu. Kimi zaman manşetleri kimi zaman da haberleriyle ülke gündemini belirledi. 12 Mart 2016’da Konya’nın Karaman ilçesinde bulunan dini bir tarikata ait yurtta 45 öğrencinin tecavüze uğraması haberi, BirGün’ün ortaya çıkardığı sarsıcı gerçeklerden biriydi. Haber, Türkiye’nin yanı sıra, başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli coğrafyalarında da haftalarca tartışıldı, konuşuldu. Skandal her ne kadar bir kişinin işlediği suç olarak kabul edilip konuyla ilgili sistematik bir yargılama yapılmadıysa da, çabalarımız ülkede çocukların yaşadığı problemler ve çocuk haklarına yönelik bir kamuoyu duyarlılığının yaratılmasına katkıda bulundu. Yanı sıra Diyanet’in “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” fetvası, IŞİD militanlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına sağlık hizmeti almaları için verilen Yeşil Kart’a sahip olması gibi sansasyonel haberlerin altında da yine BirGün’ün imzası vardı.
Gazetemiz siyasetten ekonomiye, eğitimden sağlığa, kent-çevre talanından insan haklarına kadar farklı alanlarda saklı tutulmaya çalışılanları, halkın haber alma hakkı doğrultusunda sayfalarına taşımaya devam ediyor. Elbette medyanın %90’ının patronaj ilişkileri nedeniyle doğrudan iktidar tarafından kontrol edildiği bir yerde, BirGün’ün hikâyesi yalnızca gazetecilikle sınırlı kalmıyor. Dünyada baskıcı yönetimlerin hüküm sürdüğü pek çok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de gazetecilik faaliyeti siyasi iktidarın güçlü saldırıları altında yürütülüyor. Gazetemize yönelik bu saldırılarda ‘hukuk davaları’ başı çekiyor. Hükümetin despot yüzünün son yıllarda iyiden iyiye görünür olmasıyla birlikte, BirGün, yaptığı haberler nedeniyle yüzlerce davanın muhatabı oldu. Ne yazık ki bu davalara bakan mahkemeler, bağımsız ve tarafsız değildi. Türkiye’de yargı sisteminin anahtarı olan Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun kontrolü hükümetin elinde olduğundan, davalara bakan mahkeme heyetleri de rejimin etki alanının dışında kalamıyor. Dolayısıyla gazetemiz haklı olduğu davaların pek çoğunu kaybetti. Bunun sonucunda çalışanlarımız hapis cezaları alırken, gazetemiz de yüzbinlerce liralık tazminatlara mahkûm edildi. Amaç bizi ekonomik olarak çıkmaza sokarak yayın hayatımızı sürdürmemizi engellemekti.
Dava bombardımanı bugün de devam ediyor. BirGün, yaptığı habercilik nedeniyle hâlâ iktidarın medya alanındaki en önemli hedeflerinden biri konumunda. Rejim, barışçıl ve demokratik yöntemlerle mücadele verenler de dahil ülkedeki tüm muhalif unsurları “terörist” torbasına atmayı tercih ediyor. Gazetemiz de sık sık gerek hükümet üyeleri gerekse de hükümete yakın gazeteler tarafından bu iftiralarla marjinalize edilmek isteniyor.
Türkiye’de gazetecilik yukarıda sözünü ettiğimiz siyasi nedenlerle oldukça güç yapılan bir iş durumunda. Ne var ki ülkede gazeteciliğin tek problemi siyasi baskılar değil. BirGün gibi arkasında hiçbir sermaye grubu olmadan bağımsız gazetecilik faaliyeti yürüten medya organlarının en büyük sıkıntılarından biri de mali engeller oluyor.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ