Burhan Sönmez’in “İstanbul”ları Almanca’da

Frankfurt Kitap Fuarı’na davetli yazarlar arasında yer alan Burhan Sönmez, 12 Ekim günü Gazeteci-Yazar Can Dündar ve Yazar Aslı Erdoğan’ın katılacağı, Frankfurt Kitap Fuarı Direktörü Jürgen Boos’un yöneteceği “sürgündeki yazarlar” konulu toplantının konuğu olacak.

Romanlarından “İstanbul İstanbul”un Almanya’da yayınlanmasını değerlendiren Burhan Sönmez, “Şimdi kendi dilimin Almanca’da nasıl ses verdiğini öğrenmiş olacağım” diyor.  Sönmez, Frankfurt ve Essen’de okurlarıyla birarada olacak.

 GÜRSEL KÖKSAL

Burhan Sönmez’in romanı “İstanbul İstanbul”, Almanca okurlarıyla buluştu. Saygın yayınevlerinden “btb-Verlag” tarafından aynı başlık altında yayınlanan eser, ilk kez iki hafta önce Berlin Edebiyat Festivali’nde yazarın da katıldığı bir toplantıyla tanıtılmıştı. Sönmez, kitabıyla önümüzdeki günlerde Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı ve Essen’de düzenlenen “Literatürk” Festivali kapsamında gerçekleştirilecek toplantılara da konuk olarak katılacak.

Çeşitli etkinlikler vesilesiyle Almanya’yı sık sık ziyaret eden ve bu ülkeyi yakından tanıyan Burhan Sönmez, Alman edebiyat çevreleri için de bir bilinmeyen yazar değil. Almanca’ya çevrilmiş öyküleri, yazıları ve kendisiyle yapılan söyleşiler üzerinden tanınıyor. Bu tanışıklık, “İstanbul İstanbul” aracılığıyla daha da derinleşecek. Almanca’daki okurlarıyla romanı aracılığıyla kuracağı diyaloğa büyük önem veren Sönmez de, “Böylece dilimin Almanca’da nasıl ses verdiğini de öğrenmiş olacağım” diyor.

Romanları şimdiye kadar İngilizce’den Makedonca’ya 21 dilde  yayınlanan, saygın edebiyat ödüllerine layık görülen Sönmez, son olarak da ABD’de verilen “Vaclav Havel Ödülü”nü almıştı. Yazarın 3’ncü romanı “İstanbul İstanbul”, şimdiye kadar Türkiye’den çok sayıda eseri ve yazarı Almanca’ya kazandıran Sabine Adatepe tarafından çevrildi.

Frankfurt Kitap Fuarı’na davetli yazarlar arasında yer alan Burhan Sönmez, 12 Ekim günü Gazeteci-Yazar Can Dündar ve Yazar Aslı Erdoğan’ın katılacağı,  Frankfurt Kitap Fuarı Direktörü Jürgen Boos’un yöneteceği “sürgündeki yazarlar” konulu toplantının konuğu olacak.

Sönmez, aynı gün Frankfurt şehir yönetimine bağlı Kültür Dairesi’nin fuar boyunca kent içinde düzenlediği “Open Books Edebiyat Festivali”ne de katılacak. Şehir merkezindeki “Evangelische Akademie”de “İstanbul İstanbul” başlığı altında gerçekleştirilecek okuma akşamının moderasyonu ve çevrisini Sabine Adatepe yapacak. Kitabın Almancası da yazar, oyuncu ve yönetmen Stephane Bittoun tarafından okunacak.

Yazar, Frankfurt’tan bir ay sonra da Almanya’da gerçekleştirilen geleneksel Türk-Alman edebiyat etkinliklerinin en önemlilerinden “Literatürk Kültür ve Edebiyat Festivali”nin konuğu olacak. 14 Kasım akşamı Essen’de gerçekleştirilecek okuma akşamı da, romanı Almanca’ya çevrilen Sabine Adatepe tarafından yönetilecek.

YERİN ALTINDAKİ VE ÜSTÜNDEKİ İSTANBUL

“Bir çocuk karanlığıa kalmış ve dar sokaklarda yönünü şaşırmışsa orası İstanbul’dur. Eski sevgilisini bulmak için maceraya atılan gencin, siyah tilki kürkünün peşine düşen avcının, fırtınada sürüklenen geminin, dünyayı bir elmas gibi avucuna almak isteyen prensin, boyun eğmemeye yeminli son isyancının, şarkıcılık hayaliyle evden kaçan kızın, para babalarının, hırsızların ve şairlerin vardığı kent İstanbul’dur. Her hikaye burayı anlatır.”

Sönmez’in “İstanbul İstanbul”, iki ayrı İstanbul’u anlatan öykülerden oluşuyor. Biri yerin altında, diğeri de üstünde olan iki İstanbul… Yer altındaki İstanbul, ağır işkenceli sorgulardan geçirilen insanların tıkıştırıldığı bir nezarethane. Okurun orayla ilgili bir fikir edinebilmesi için girişe buranın elle çizilmiş bir krokisi konulmuş. Sanki orada kalan bir kişinin elinden çıkmış gibi… Roman, bu nezarethanenin 40 numaralı hücresinde kalan dört kişinin buradaki on gününü içeriyor. Diğer İstanbul ise kahramanların öykülerini anlatır ve dinlerken yaşadıkları şehir… Biri şiddet ve baskının, ölümün egemen olduğu, diğeri hayallerdeki güzel bir kent.

Romanın kahramanları, ilk kez burada tanışan Öğrenci Demiray, Doktor, Berber Kamo ve Küheylan Dayı, birbirlerine hem özledikleri yer üstünü konu alan öykülerini anlatarak, yer altındaki karanlık, soğuk küçük hücreden çıkıp, yer üstündeki şehri yaşamaya başlıyorlar. Öyküler anlatılırken, karşılıklı konuşmalar da oluyor, kahkahalar da atılıyor… Çok konuşuyorlar ama bu arada kendilerine ve neden orada olduklarına dair bilgi vermemeye çalışıyorlar. Yine de roman meraklı okuru bu alanda tatmin edecek ipuçlarıyla dolu. Öte yandan romanın diğerleri gibi öykücü olmayan bir kahramanı daha var… Karşı hücrede kalan bir genç kadın… Zine Sevda da diğerleri gibi ağır işkence altında. 40 no’lu hücredekilerle havaya yazılan sözcükler aracılığıyla haberleşiyor. Ama hiç konuşmuyor. Susarak direniyor.

Öğrenci Demiray, “Acıları konuşmak yerine, dışarıdaki hayatı hayal etmek daha iyiydi” diyor… Öyküleriyle, sohbetleriyle, her an yeniden işkenceye götürülmenin tedirginliğini, işkencenin bedensel tahribatını, yalnızlığı yeniyorlar, birbirlerinin direnme gücünün artmasını sağlıyorlar. Ve en ağır, en baskıcı koşullarda bile olsa insanın özgürlük duygusuna zincir vurulamayacağını gösteriyorlar.

Sönmez, romanını karhamanlarından Küheylan Dayı’nın sözleriyle noktalıyor: “Başımı doğrultup, karşıdaki sise son kez baktım. Sarı sis güzeldi. İstanbul’daki zamanı kaplayan ve içinde hem yaşamı hem ölümü barındıran sis çok güzeldi.”

Ama kitap burada bitmiyor. Yazar en sona da büyük düşünür Hallac-ı Mansur’dan ödünç aldığı bir cümleyi koymuş: “Cehennem, acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.”

“İstanbul İstanbul”, insanın iyiliği ve kentin güzelliğini olağandışı bir kurgu ve çok zengin bir anlatımla işleyen büyük bir roman. Usta bir çevirmenin elinden çıktığı için Almancası da öyle.

ALMANCA  OKUYANLARLA YENİ VE SAHİCİ BİR BAĞ

Daha önce yazı, öykü ve kendisiyle yapılan söyleşiler aracılığıyla Almanca konuşulan dünyayla tanışan Sönmez, romanı aracılığıyla gerçekleşen yeniden buluşmayı şöyle değerlendiriyor:

„Almanya çok sık geldiğim ve pek çok etkinliğe katıldığım bir ülke. Burada gazete ve dergilerde yazı ve söyleşilerim çıktı, ama romanım yayımlanmamıştı. Sanırım şimdi yeni ve sahici bir bağ oluşmaya başlayacak. Romanım okunacak ve ben doğrudan roman üzerinden insanlarla diyalog kurabileceğim. Kitabımı İngilizcesinden veya Türkçesinden okuyan Almanyalı okurlarla diyaloglarım olmuştu. Şimdi ben kendi dilimin Almanca‘da nasıl bir ses verdiğini de öğrenmiş olacağım. Her dil, yeni bir roman olduğundan, ben şimdi Alman okurların yorumlarını dinleyip öğreneceğim.“

Sönmez’in romanı Almanya’yla Türkiye arasındaki siyasal ilişkilerin çokça gerilediği, Türkiye’ye olan ilginin de arttığı bir dönemde yayınlanıyor. İşkence ve şiddete geniş yer veren bu romanın, Türkçe’den Almanca’ya çevrilen diğer eserlerden daha farklı bir ilgiyle okunması ve tartışılması kaçınılmaz. Kendisi de Türkiye’deki insan hakları ve özgürlükler mücadelesinin ön saflarında yer alan Sönmez, elbette eserinin sadece bir edebi eser olarak değerlendirilmeyeceğini biliyor. Şöyle diyor:

„Türkiye’nin bu aralar pek çok ülkeyle gerilimli bir süreç yaşadığını biliyoruz. Biz burada hükümetimizin kendi halkıyla ve aydınlarıyla girdiği gerilimli ilişkiyi takip ediyoruz. Bu hepimizi ve geleceğimizi etkiliyor. Türkiye’nin yurtdışında da yeni bir ilgi odağı oluşturduğunu görüyoruz. Ben yurtdışında verdiğim röportajlarda bunu hemen fark ediyorum. Edebiyat ve romanla ilgili ilk birkaç sorunun ardından konunun iç siyasete gelmesinden anlıyorum. Bundan rahatsızlık duymuyorum. Yalnız bazen kendi romanımın ve diğer yazarların romanlarının, birer edebiyat eseri olarak değil de, siyaset veya gazetecilik başvuru kitabı gibi yorumlanması zorlama oluyor. O zaman kendimi ve romanımı yeniden açıklama ihtiyacı hissediyorum.“

ÖNCE AVUKATLIK YAPMIŞTI

Burhan Sönmez Haymana’da doğdu (1965). İlk ve orta eğitimini Polatlı’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. Birgün ve Birikim gibi çeşitli gazete ve dergilerde kültür ve siyaset üzerine yazılar yazdı. Uzun yıllar yurt dışında (Britanya) kaldı.

İlk romanı Kuzey, 2009 yılında yayınlandı. Onu Masumlar (2011) ve İstanbul İstanbul (2015) takip etti. Masumlar, 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü ve aynı yıl İzmir St. Joseph En İyi Roman Ödülü’nü aldı.

Sönmez, 2016 yılından beri Uluslararası-PEN yönetim kurulunda yer alıyor.

ODTÜ’de roman üzerine ders veren ve  bir yayınevinde editör olarak çalışan Sönmez, İstanbul ve Cambridge’de yaşıyor.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ