Büyük bir saltanatın gururlu tanıkları

Osmanlı dönemini ve yaşamını irdeleyen birbirinden ilginç, ‘dergi tadında’ kitaplar bugünki yazımızın konusu.

M. Şinasi Acar’ın, Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri kitabında, atalarımızın hemen her gün kullandığı, günümüzdeyse ancak müze ve antikacılarda rastlayabileceğimiz birbirinden ilginç eserler tanıtılıyor.

 YEŞİM PÜTGÜL

Yem Yayın’dan geliştirilmiş ve güncellenmiş ikinci baskısı yayımlanan „Osmanlı‘da Günlük Yaşam Nesneleri“, 2011 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri’nce Sosyal Bilimler dalında ‘Övgüye Değer’ ödülüne layık görülmüştü.

Kitapta adından da anlaşılabileceği gibi Osmanlı’nın çeşitli dönemlerinde günlük yaşamda kullanılan, ancak çeşitli icat ve buluşlarla eskiyip çağının gerisinde kalan, soyut ve somut 34 nesne yer alıyor. Bu nesneler arasında, rubu tahtası, buhurdan, gülâbdan, hilye, usturlab, hokka, divit, sancak, ferman, berat, kale anahtarları, mühür, dikiş nakış araçları, kamış kalemler, kalemtıraşlar ve elyazması kitaplar var.

Uzun soluklu araştırma ve titiz bir çalışmanın sonucunda hazırlanan kitaptaki nesnelerin bazılarının ilk kez böylesi bir çalışmayla gün ışığına çıkarıldığını belirten M. Şinasi Acar, geliştirilmiş ikinci baskıya ‘Arap Alfabesiyle Okuma Yazma’, ‘Şifa Tasları’, ‘Kum Saatleri’ ve ‘Kılıçlar’ adlı yeni bölümleri de eklemiş. 612 sayfalık kitapta, ayrıntılı fotoğrafları bulunan bu nesnelerin yapım teknikleri, kullanıldıkları alanlar ve kullanılma biçimlerinin yanı sıra bunları yapan sanatkârlar hakkında da çeşitli bilgiler verilmiş. Bu şekilde tanıttığı nesnelere kişilik kazandırmayı başaran Acar, bunun sebebini şöyle açıklıyor:

Çünkü Osmanlı sanatkarı ‘Ben’ demeyi bilmez. Kibirden uzak bir alçakgönülülük içinde yaşar ve kendisini ortaya çıkarmak yerine kendisiyle olmayı yeğler. Bu nedenle en ünlü olanları hakkında bile pek fazla bilgi yoktur. Onları tanımanın, gerçek kimliklerine ulaşmanın en iyi yolu, ‘Yiğit özün malum eder işinde’ sözü gereği eserlerini incelemektir.”

Amacım, borcumu ödemek”

Acar, Dekar A.Ş.’nin katkılarıyla yayımlanan kitabı yazma nedenini ise “borç ödemek” olarak tanımlıyor ve sebebini şöyle açıklıyor:

Geçmiş zaman penceresinden gülümseyip bizi selâmlayan birbirinden ilginç sanat eserlerimiz var. Ata yadigârı bu eserlerin pek çoğunun bugün hiç ustası kalmamıştır. Günümüzde müzelerde ve antikacılarda rastlanabilen ve eski zaman kokan bedenleri bana hep yalnızlık hissi duyuran örneklerin pek çoğu, geçmişin –artık yeniden yapılması olanaksız– her biri bir başka incelik ve güzellik taşıyan emanetleridir. Tarihsel olduğu kadar sanatsal değer de taşıyan bu eserler, uzun ve büyük bir saltanatın belâgatli ve gururlu tanıklarıdırlar.

Böyle eski değerlerimizi saklamak, korumak, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bizim borcumuz ve insanlık görevimizdir. Elinizdeki kitap bu borcun –hiç olmazsa– çok küçük bir bölümünü ödeyebilmek amacıyla yazılmıştır.”

Sencer Divitçioğlu / Osmanlı Beyliği‘nin Kuruluşu

Mitler ve efsaneler ışığında Osmanlı

Sencer Divitçioğlu’nun tarih külliyatı, Alfa Yayıncılık etiketiyle yeniden okurlarla buluştu. Aslında üniversitelerde iktisat eğitimi veren Divitçioğlu, 1980 darbesiyle görevinden uzaklaştırıldıktan sonra tarih alanına yoğunlaştı ve yaşamının son 25 yılında bu alanda eserler verdi. Divitçioğlu bu kitabında, resmi tarih dışında çıkıyor ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu Âşıkpaşazâde, Oruç, Neşrî gibi isimleri merkeze alarak irdeliyor. İlk Osmanlı tarihlerinin (Tevârih-i Âl-İ Osman) ancak 15. yüzyılda, yani beyliğin kuruluşundan aşağı yukarı bir yüzyıl sonra Ahmedî, Şükrullah, Âşıkpaşazâde ve Oruç’un aracılığıyla ortaya çıktığını belirten Divitçioğlu, araştırmasında efsanelerden, mitlerden; kısacası klasik tarihçiliğin dışına çıkan çeşitli formüllerden yararlanıyor. Bunu yaparken sadece tarih değil, iktisat ve sosyal bilgiler literatürlerini de kullanıyor ve farklı disiplinler aracılığıyla ortaya farklı bir tez koyuyor.

Serdar Ösen / Osmanlı Devlet ve Toplum Hayatında Mevlevilik

Bektaşiliğin yerine ikame edilen tarikat

Mevlânâ Celaleddîn Rumî adına oğlu Sultan Veled tarafından kurulan Mevlevilik, temelleri Anadolu’da atılan tarikatlar içinde en önemlilerinden biri. Özellikle Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ve Bektaşiliğin yasaklanması sürecinde Bektaşiliğin yerine ikame edilip desteklenen bir tarikat. III. Selim’in Mevlevi olması, II. Mahmud’un da Mevlevi şeyhleri ile iyi ilişkiler içinde bulunması, 19. Yüzyılda Mevlevilere devlet katında önemli bir avantaj sağlamıştı. Devletin ileri gelenleri arasındaki bu genel kabul halka da yansımakta gecikmeyince Mevlevilik, giderek yayıldı; Anadolu’da pek çok dergâh kuruldu. Serdar Ösen’in Kitap Yayınevi‘nden çıkan bu kapsamlı çalışması, 19. yüzyılda yaygınlık kazanan dergâhların daha sonra postnişinlikler babadan oğula geçmeye başlayınca nasıl etkinliklerini yitirdiğini, Mevlevi şeyhleri ile devlet arasında yaşanan sorunları ve mevlevihanelerin işlevlerini ele alıyor.

Talha Uğurluel / Osmanlı’nın Kalbini Bekleyenler

Dergi tadında bir tarihi kitap

Talha Uğurluel, Eyüp Sultan’ın Manevi İkliminde Osmanlı’nın Kalbini Bekleyenler adlı son çalışmasında, Osmanlı’yı Osmanlı yapan kişileri hayat hikâyeleriyle anlatıyor. Ebu Eyyub el-Ensarî’den Ali Kuşçu’ya, Gazi Ethem Paşa’dan Lala Mustafa Paşa’ya, Prenses Adile Sultan’dan Saliha Sultan’a, Sokullu Mehmed Paşa’dan Mehmed Reşad Han’a kadar Osmanlı’nın birbirinden kıymetli birçok devlet ve siyaset adamı kitapta yer alıyor. Uğurluel, farklı dönemlerde yaşayan bu kişilerin hayatlarını, kısa bir Osmanlı tarihi tadında okuyucusuna sunuyor ve tanıtılan kişilerin kabirlerinin nerede olduğu ayrıntısıyla tarif ediyor… Çeşitli turizm acentelerinde çalışan ve kültür gezileri düzenleyen yazarın bu özellikleri, kitabına da yansımış. Timaş Yayınları‘ndan çıkan renkli ve bol resimli kitap, kolayca okunuyor.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ