Darbelerle gelen yıkımı anlattı

Dünya prömiyeri Rüsselsheim Tiyatrosu’nda gerçekleşen Zeynep Yıldız’ın ‘Üstü Kalsın’ eserinde ünlü dizi ve tiyatro oyuncusu Emrah Elçiboğa ile Nurten İnan da rol aldı

TİYATRO Frankfurt, 1980’deki darbesiyle ülkesi nedeniyle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan tesadüfen 15 Temmuz’da vatanına dönen bir adamın yaşam hikayesini konu edinen  “Üstü Kalsın”ın dünya prömiyeri, Rüsselsheim Tiyatrosu’nda yapıldı. Almanca üst yazılı ‘Üstü Kalsın’ı Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı, Başkonsolos Yardımcısı Özkan Durmaz, Heusenstamm Belediye Başkanı Halil Öztaş, yönetmen Hilal Saral, ünlü tiyatro Tamer Levent, Erkan Avcı da izledi. Oyunun senaristi Zeynep Yıldız, darbelerin insanlara hezimetten başka birşey getirmediğini söyledi

12 Eylül’de gitti 15 Temmuz’da geldi

Zeynep Yıldız’ın yazıp ve yönettiği, Tamer Levent’in de süpervizörlüğünü üstlendiği  oyun, 1980 darbesi sonrası ülkesini terk etmek zorunda kalan, yıllar sonra geri döndüklerinde ise yeni bir darbe girişimiyle karşılaşan Kamil (Kamil Kellecioğlu) ve Nevin (Çiğdem Özkurt Spikermann) çifti ile yan komşuları Lara (Nurten İnan) ve Çınar ( Emrah Elçiboğa) ile Çınar’ın yeğeni genç kızın (İpek Bayraktar) yaşadıklarını anlatıyor. Oyunun yardımcı yönetmenliğini Nurten İnan üstlenirken teknik kadrosunda ise Gönülcan Karacaköylü (Sahne Amiri), Hakan Savklı (Müzik tasarım), Hüseyin Öner (Video tasarım), Süreyya Temel (Dekor tasarım), Filiz Kallenci (Kostüm tasarım), Ümit Çakal ve Egemen Demir (Ses ve ışık), Hannan Aslan (Grafik tasarım), Serkan Karslı (Dekor) yer alıyor.

Herkes karanlıkta kalır

Darbelerin hezimetten başka birşey getirmediğini vurgulayan Zeynep Yıldız şunları söyledi: “Bütün karakterlerin derinliğinde izleyici kendisinden birşeyler bulup, puzzle kendi tamamlasın istedik. Oyunda hiç kimsenin tam hikayesinin bilmiyorsunuz. Ne kadar da reddersek de edelim tohumumuzda tanrı inancı olduğuna inanıyorum. Körü körüne hiçbirşeye de inanmamak lazım. Kur’an da sana bunu söylüyor, ‘Oku’ diyor. Beş ayrı karakter vardı. Anne olmayan bir kadın, 80’lerde 19 yaşında yazdıkları sakıncalı bulunmuş bir adam. 421 gün ağır işkencelere maruz kalıyor. Artık Türkiye’de kalması için bir sebep yok. Vatanını terkediyor. Hatta ‘Terketmedim, vazgeçtim’ diyecek kadar gururlu ve vatanını seven bir adam. Son günlerini geçirmek için vatanına geri geliyor. Bu kişinin darbeyle gidip darbeyle gelmesi ise çok kötü bir tesadüf. Kabul edilebilir birşey değil. Buna rağmen yol arkadaşı, onu ayağa kaldırıyor. Biz aynı ışığın altında aydınlanacağız. O ışık kapandığında hepimiz karanlıkta kalacağız. O ışığa sahip çıkmak lazım. Vermek istediğimiz mesajımız bu.”

‘Darbelere karşı çıkılmalı’

Tiyatro çalışmalarını Almanya’da  da devam ettiren dizi ve tiyatro oyuncusu Emrah Elçiboğa de darbeye nereden ve kimden gelirse gelsin çıkılması gerektiğini ifade etti. Oyunda söylemin bu açıdan önemli olduğunu kaydeden Elçiboğa şöyle dedi: “Dünyanın her yerinde olduğu gibi parlamenter bir sistem var. Hiçbirşeyle darbeyle yönetim değişikliği, rejim değişikliği yapılamaz. Darbede seçilik de olmamalı. Darbenin iyisi kötüsü, sağı solu olmaz. Tiyatro ile dize ve sinema birbirinden teknik açıdan çok farklı. Tiyatroda canlı bir performans var. Her akşam seyirciye göre değişebilen bir şey var. Dizilerde ise belli takip var ve haftalarca sürüyor. İnsanlar ondan vazgeçmiyor. Tiyatroda çakı gibi hazır olmalıyız. Oyunculuk ve yönetmen olarak Almanya’da da çalışıyorum. 9 Ekim’de Ravansburg’da yarattığım ve yönettiğim bir eseri Almanlarla birlikte sahneleyeceğim. Türkiye’den de teklifler gelirse değerlendireceğim”

Finali, insani düşünce

15 Temmuz’dan sonra yazılan ilk eser olduğuna dikkat çeken ünlü oyuncu, eserin süpervizörü Tamer Levent ise, “12 Eylül ile bir karşılaştırma var. Finalde söylenenler çok önemli. Ne olursa olsun birlik ve beraberlik olması lazım. İnsanın önemini vurguluyor. Ele alış biçimi çok iyi. Birlikte yaşayan çiftin, evlenmek evlenmemek ve mutlulukları konusunda karar alma sırasındayken darbenin olması anlatılıyor. Oyunda ‘içerde huzurlu olursanız, dışarda da huzurlu olursunuz’ deniyor. Bu bir ‘Sanata evet’ sözüdür. İnsanın kendi hayatında huzurlu, kendi hayatıyla barışık, demokrasi dediğimiz kavramda farklı dünya görüşleri de olsa aynı dünyanın insanı olmaktan kaynaklanan barışıklılık. İnsanın içindeki kaos çözüldüğü zaman dışarıdaki kaos da çözülecektir. Bu ülke için de, dünya için de geçerlidir. İnternet yokken, bazı olayları insanların kendi tepkilerinde kaynaklandığına inanırdık. Bugün pek çok olayın provakasyon, politik tezgah olduğunu görüyoruz. Bizim insan olarak taleplerimiz olması lazım. Oyunda ‘Evini, karını, insanı, hayatını sevmek. Aşkla bağlanmak” sözlerini kullanıyor. Bunlar evrensel sözcükler. Final, insani düşünce oldu” dedi.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ