Hakan Dilek ile 5N 1Kitap

Hakan Dilek: Öncelikle kendilerini buldukları için (kitaplarımı okumalı) Bir de o dönemlerin-anlatılan dönem hangisiyse- ‘vay neler olmuş’ duygusunu yaşamak için. Bu heyecan her şeye değer…

ARZU DİNÇER

“Özgeçmişimi yolluyorum. Top sizde…” Böylesine hayatı futbol ile özdeşleştirmiş bir yazar, ressam, heykeltıraş ve performans sanatçısı olan Hakan DİLEK.

5N1KitapYazarı sorularına vermiş olduğu yanıtları okurken, sayın Dilek kusuruma bakmasın ve hayal gücüme versin, bir dönemin popüler dizisi Ekmek Teknesi’nden Heredot CEVDET ete kemiğe bürünmüşte karşımdaymış gibi hissettim.

Yeşil sahalarda meşin topun peşinden koştururken, bir şutu yazım dünyasına bir şutu renkler ile bezeli tuvallere, bir şutu taşlara ruh katmaya, bir şutu da sahneye çekmiş olduğunu görüyoruz.

Üstelik hakem ona düdük çalmış çalmamış hiç önemsemeden koşmaya, koşturmaya şutları peş peşe Televizyon Ekranlarına, Gazetelere çekmeye de devam edecek bir enerjiye sahip.

Siz okurlar ve Hakan Dilek bu kadar yan yana gelmişken ofsayt’a düşmeden, ben de topu egazete.de ye paslıyorum.

Sevgiyle kalın, okumaya ve okutmaya devam edin.

Arzu DİNÇER

Soruları yanıtlamadan önce kısaca kendinizi ve kaleminizi bizlere hatırlatabilir misiniz?

Hakan Dilek: Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Eğitimi Bölümü/Heykel Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. Bugüne dek beş kişisel resim sergisi açtım, dört de karma resim sergisine katıldım. Adı geçen sergiler 1996-2012 yılları arasında gerçekleşti.

1975-91 yılları arasında farklı ikinci ve üçüncü lig takımlarında profesyonel futbol oynadım.

1996/2013 yılları arasında ulusal tv kanallarında ve ulusal gazetelerde editörlük ve yazarlık yaptı. Değişik yayın organlarında müzik, sinema, resim ve felsefe üzerine yazılar yayınladı.

2001 yılında eski futbolcularla yaptığı söyleşilerden oluşan ilk kitabı ‘’Mahallenin En Şık Abileri’’ çıktı. İkinci kitap ‘’İşte Böyle Bir Şey’’ 2002’de, ‘’O Gol Kaçmazdı’’ üçüncü kitap olarak aynı yıl, dördüncüsü ‘’Maçı Kaybettik Ama Zemin Futbol Oynamaya Müsait Değildi’’ 2003 Ekim’inde vitrinlerdeydi.

2006 Yılında Kazım Koyuncu’ dan Attila İlhan’a, Sunay Akın’dan Gönül Yazar’a sanat dünyamızın ünlü isimleriyle yaptığı röportajlardan oluşan ‘’Top Yuvarlaktır’’ adlı kitap izledi.

 

2001-2003 Radikal Gazetesi Futbol Eki’nde Siyah-Beyaz Yıllar, 2003 yılında Sabah Gazetesi Pazar Eki’nde Mahallenin En Şık Abileri adlı köşesinde yazdı. 2003 Mayıs’ında NTV’de yayımlanan ve Beşiktaş Futbol Takımı’nın kuruluşundan günümüze tarihini anlatan Kartalın Yüzyılı adlı belgeselini hazırladım.

2003 Ekim ayında Türkiye Spor Yazarları Genel Merkezi Sergi Salonu’nda gerçekleştirdiği Mahallenin En Şık Abileri adlı akrilik resim sergisiyle Metin Oktay’dan Can Bartu’ya, Tanju Çolak’tan Aykut Kocaman’a 25 eski futbol yıldızını tuvallere aktardı.

2003-2004 Yıları arasında Kanal D-NTV ve CNN’de futbol yorum programlarına katıldı. Dünyaca ünlü National Geographic Dergisi’nin Türkiye versiyonunda Beşiktaş’ı anlatan yazım “Köyiçinde Başladı Her Şey” başlığıyla yayınlandı. Bu yazı, yayımlanmaya başladığından bugüne dergide yer alan ilk futbol-mahalle yazısı oldu.

İmameler ve Surnameler ve ‘Eski Ramazan Eğlenceleri’ üzerine yaptığı araştırmalarım gazetelerde yayınlandı.

2008 ‘de Sunay Akın’ın TV8’de halen SKYTÜRK’te yayımlanan Hayat Deyince adlı programının dış çekimlerini, metin yazarlığını, seslendirmesini yaptım/yapıyorum.

Şimdilerde Samsun’un Çarşamba ilçesi için Bir Kasabanın Gizli Tarihi! Trabzonsporlu eski futbolcularla yaptığım söyleşilerden derlediğim Kutupyıldızı; Beşiktaş adına Köyiçi’nde Başladı Her Şey, İstanbul’da eski 1. Lig takımlarının bulunduğu Vefa, Kasımpaşa, Feriköy, Beykoz, Karagümrük için eski futbolcular

ve değişik yaş/meslek gruplarından insanla yaptığı “Sen Güzel İstanbul!” adlı yağlıboya resim/kitap/sözlü tarih çalışmalarını sürdürüyor…

 NE ZAMAN

Yazmaya ilk ne zaman karar verdiniz, yayınlamayı düşündüğünüz (hazırladığınız) son kitabınız ne zaman yayınlanacak /yayınlandı?

Hakan Dilek: Yazmaya ilk lise yıllarında başladım. Nasıl zorlu bir süreç olduğunu kavramam ise zaman aldı diyebilirim…

NE

Kitaplarınızı bize özetleyebileceğiniz cümleler ne olur?

Hakan Dilek: Bütünde yaptığım iş bir dönemi tanımlamak ve anlatmak için seçtiğim isimlere saygıda kusur etmemektir…

Kendilerini bir süreçte konumlandırırken ‘hafızayı’ devre dışı bırakmış insanlara kendilerinin önemini ve anlamını hatırlatmaktır…

Futbol bizatihi hayata benzer…

NEREDE

Edebiyat dünyasında kendinizi nerede tanımlarsınız?

Hakan Dilek: Sevdanın savunulduğu tarafta.

NASIL

Yazar ve okurlar arasında kurulan köprü sizce nasıl olmalı?

Hakan Dilek: Her an ulaşabildiği bir kitapta ve yaşamının ‘belirgin anlarında’ olabilmek.. Bunun değişik Pratikleri var elbette. Benim resim, heykel, futbol yazısı, tiyatro, belgesel gibi olanaklarım var

ve bunu bir şans olarak görüyorum…

NEDEN

Okurlar sizin kitaplarınızı neden okumalı?

Hakan Dilek: Öncelikle kendilerini buldukları için… Bir de o dönemlerin-anlatılan dönem hangisiyse- ‘vay neler olmuş’ duygusunu yaşamak için. Bu heyecan her şeye değer…

Hakan Dilek futbol dünyamızın iç karartıcı köşelerinden bulup çıkardığı gerçek yaşam öyküleriyle bakış açımızı değiştiriyor. Görmediklerimizi gösteriyor. Madalyonun pırıltılı yüzünü çevirip önümüze koyuyor. Yere düşmüş yıldızları yakamıza takıyor… Hakan Dilek, bu kitabıyla futbol literatürümüze olağandışı bir katkı yapıyor. Dilerim, örnek olur..

Semih Gümüş

Eski topçuların hikâyeleri… Futbol işte, maç bitiyor muhasebe bitmiyor. Her kuşağın futbolcuları ve her kuşağın tribünleri için yalnızca kitap değil defter de galiba Mahallenin En Şık Abileri, tek sayfaları hatıra defteri, çift sayfaları muhasebe defteri mesela…

Can Kozanoğlu

Futbol dünyasının zalim bir pırıltısı var; şöhretleri tez eskiten, iyi zamanlarını geride bırakanları derhal terk eden… “Efsane” olarak kayda geçen birkaç talihinin dışındakiler, vefasızlığın, unutuşun karanlığına gömülürler. Futbolun gitgide silinmekte olan romantizminin yazarı Hakan Dilek, bu kadere karşı koyan bir futbolsever… “Efsaneler” yanında, her birinin ayrı ayrı meziyetleri, ayrı kişiliği olan futbolcuların “güzelliklerini”, bunları unutmamanın faziletlerini, futbolun değişik zamanlarını, değişik tatlarını anlatıyor.

Okuyucu Yorumları:

Kitabı bir tarafa koyalım da o ne muhteşem bir kapaktır öyle? 1980’lerin efsanevi Samsun Sporu yine bir zafer sonrası gitmiş deplasmandaki taraftarına koşmuş. Bence bu fotoğraf bu kitapta zayi edilmiş. Hakan Dilek eskileri anlatıyor.

Hakan Dilek’in futbol üzerine olan bütün kitapları gibi bu kitabı da günümüzdekinden çok farklı bir futbolu anlatıyor bizlere. Eskilerin spor anlayışı, arkadaşlığı, mücadelesi yazarında onların içinden gelmesinin avantajıyla tüm duruluğuyla önümüze geliyor. Her şeyin parayla ölçüldüğü şu günlerde dostluğun ve sporculuğun aslında nasıl olduğunu öğrenmek için mutlaka bu kitabı okuyun.

 Futbolun içinde bir yerlerde saklı; mizah.. Gülünç yani… Ya da gülmece hali tribünlerin, saha içi kapışmaların… Çaldığı düdükle maçı durduran, kurallar ihlal edişiyle ‘zil zurna sarhoş bir kulüp başkanı’, Lefter’le girdiği atışmanın sonrasında sahaya kaptan çıkabilmek için ayakkabılarını giymeyi unutan Basri Dirimlili, atacağı golden sonra kale direğinin üzerine çıkıp üç defa karga gibi bağırdığı için lakabıyla maruf ‘Garga Aamet’in yaptığı komiktir. Peki, sahadan hakem tarafından atılan oyuncunun efsane futbolcu Baba Hakkı’ya ‘Çıkayım mı Baba?’ diye sorduktan sonra Baba Hakkı’nın göz ucuyla ‘çık’ işareti yapması ve oyuncunun dışarı çıkması ne demek!… Çocuktuk, oynadık ve gülümsedik diyelim; ama sahiden gülümsedik… Evet, ‘O Gol Kaçmazdı’

 

 Yukarı mahalle aşağı mahalle maçlarının tadı, ‘biraz incelik efendim’ serzenişleri eski futbolcuların, bir gülücük belki’ deli oğlan naaptın’ halinde tribünlerden, bayrak topçular sonra ve unutamadığımız kaptanlar, topa küsüp mahalleden ayrılanlar ama yine de mahallesiz, arkadaşsız yapamayanlar, ‘fener fener dünyayı yener cimboma gelince mum gibi söner’, ‘sarı kırmızı tavuk hırsızı’ kapışmaları çocukluğumuzun, kale arkası, kahve önleri, pencereden pencereye muhabbetleri, ara sokaklara asılan ‘maç var bekliyoruz!’ tabelaları, aralarında bir nefeslik yer ayırıp takımını desteklemek için aynı tribünde piknik yapan taraftarlar, sevdalarını futbolumuzun tavanına kristal bir avize gibi asanlar…

‘Canlar, Metinler, Yılmazlar…’ diye başlayan hikayelerin en gerçek kahramanları, kahramansız, arkadaşsız, paylaşmasız, düşsüz ve abartmasız yapamayacağımız gerçeğinin ve ‘mahalle futbolunun sözlü tarih kongresi’…

Futbolun ve tribünlerin haline bakınca öyle görünüyor gerçekten ‘Maçı Kaybettik’ tamam bi dakka lütfen ‘…Ama Zemin Futbol Oynamaya Müsait Değildi!’

Ne kıvrak vücut çalımları, ne bitmek tükenmek bilmez kondisyonları varmış. Ekranın, ya da perdenin üzerinden, bütün neonların, kitapların, öykülerin içinden çıkıp oyun sahasına girdiler. Elbisesinden sıyrılmış çocukluklarına ve aslında oyun çağlarına gönderme yaparken görmek zevkli bir yolculuk gibi aslında. Mola anlarında yakan top, elim sende, körebe, taşlardan yapılmış kalelerde oynanan futbol maçı gibiydiler.

Dizlerini oyun çağında kanatmış büyüklerdiler, büyümüş de küçülmüştüler ya da çocuktular hiç büyümek istemeyen Attila İlhan’dan Hasan Kaçan’a, Kazım Koyuncu’ dan Kadir Çöpdemir’e, Beyaz’dan Duygu Asena’ya, Cahit Berkay’dan Müjdat Gezen’e, Gönül Yazar’dan Bedri Baykam’a, Mustafa Altıoklar’dan Küçük İskender’e, Behzat Uygur’dan Metin Üstündağ’a, Fuat Saka’dan Volkan Konak’a, Haşmet Babaoğlu’ndan Sunay Akın’a futbol sohbetlerine sizde hoş geldiniz.

Top işte yuvarlanıyor aramızda sizde oynamak ister misiniz?

Aynı zamanda bir performans sanatçısı olarak; 10 yıldır “Bi De Ben Anlatiim” adlı tek kişilik bir gösteri sahneliyorum. 251 kez sahnelenen gösterinin metnini/senaryosunu hem hazırlıyor hem de kendim oynuyorum. Rize, Trabzon, Ankara, İstanbul, Aydın ve İzmir’de değişik sahnelerde sunduğum gösteri halen devam ediyorum.

Bi de Ben Anlatiim

1960-70’lerin siyah beyaz filmleri ve popüler müzik parçaları… Onları bugün hâlâ beğenilir kılan nedir… Videolu ve fotoğraflı anlatım… Senede Bir Gün, Seven Ne Yapmaz, Hababam Sınıfı: Yerli ve yabancı televizyon dizileri, Flipper, Lassie, Heidi, Bonanza, Küçük Ev… Siyah-beyaz dönemin televizyon reklâmları ve videoları. Bu gösteride izleyiciler Hababam Sınıfı müziğini birlikte söylüyor, Na naa nara nara naa… Örneğin Zeki Müren dinleyen bir insan topluluğu Ajdar felaketine nasıl maruz kaldı… Piri Reis bir gece yıldızların altında uzaklara bakarak biraderi Oruç Reis e ne sordu… Sadri Alışık mahkeme salonunda hâkime şut atarsa ne olur… Sahi Nazım Hikmet futbol yazmış mıydı? … Albay Reşat, Kurtuluş Savaşının en sıcak anında neden intihar etti… Cemal Süreyya’nın futbol şiirleri… Çizgili pijama giyenler sahipsiz mi… Cin Ali’yle eğitilenler bilgisayar çağındakilere karşı… Ve daha bir sürü soru…

Futbol kitapları, belgeselleri ve güncel konular üzerine yazdığı yazılarından tanıdığımız gazeteci Hakan Dilek şimdi de tek kişilik gösteri için sahne alıyor. Aynı zamanda Heykel Atölyesi mezunu olan ve resim sergileri bulunan gazeteci-yazar Hakan Dilek tek kişilik gösterisinde ilginç anılar anekdotların yanında video gösterisi ve fotoğraflı bir anlatım sunuyor.

 Hakan Dilek ile Futbol Ateşi

Sunay Akın ve çocukların külleri

İzlanda’da patlayan yanardağ neredeyse bütün kıta Avrupa’sını etkiledi. Uçak seferleri durduruldu ve daha bir sürü aksaklı baş gösterdi. Benim güzel dostum Sunay Akın da gösteri için gittiği Zürih’te havaalanında mahsur kaldı. Haberi yardımcısı Can Adıgüzel’den aldım. Meraktaydım ve asıldım telefon mesajlarına. Karşılıklı bi süre yazıştık. Açık ediyorum ama inanın bizimkisi futbol yöneticilerininkinden biraz daha farklı. Ne birazı tamamen farkı:

– Can neredesiniz?

– Zürih’te ve bütün uçuşlar iptal..

– Sunay ne zaman dönüyorsun?

– Yattuk aşşağu kımıldamayruk!’

– Küller yağıyormuş

– Toplama kamplarından kalmaymış…

– Yağan külleridir ömrümüzün

– Ama diyorlar bunlar çocuk külleri çabuk dağılır…

– Hay Allah nasıl döneceksiniz peki?

– Cahit Sıtkı Tarancı gibi bisikletle döneriz

– Ama karşılama bantı çekelim kardeşim. Bir ucu Kız Kulesi’nde bir ucu İstanbul’da…

– Yaşa usta! Martılar taç olsun saçlarına…

Böyle olur şairlerin mesajlaşması.. E demiştim ama!

(Sabah Gazetesi-2010)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ