Hasret dolu müzikal: Hasret

22 yaşında Sivas’ta katledilen Hasret Gültekin’in hayalleri, ütopyası, daha yazacağı türküleri vardı. Genç yaşına rağmen adından övgüyle bahsedilmesini sağlayan, usta sanatçı kişiliğine ulaşmış, yayınladığı eserlerle türküseverlerin gönlünde taht kurmuştu. Sivas hem doğduğu, hem binlerce katilin elinin değdiği, hem de binlerce yoldaşının el üstünde son yolculuğunun da yeri olmuştu. Nasıl her çiçek toprağın kabulüyse, doğduğu köyün karşısındaki Ütayi de her insanın birlikte yaşadığı yer olacağını hayal eden Hasret Gültekin, hayallerinin, türkülerinin dile geldiği, hasretlerin, yaşanan tarifsiz acıların yürek burktuğu müzikalle Frankfurt’ta anıldı.

Mert Kılıç, Hasret Gültekin türkülerini söyledi

Göçmen Kadınlar Birliği ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu Frankfurt gençlik derneğinin düzenlediği anma etkinliğine eşi Yeter Gültekin de katıldı. Şirin Aktemur’un yazıp yönettiği biyografi müzikalinde Mert Kılıç da bağlaması ve Hasret Gültekin türküleriyle yer aldı. Müzikalin video bölümlerinde de Hasret Gültekin’in en yakınındaki insanlar, unutulmaz sanatçıyı anlattılar. Yeter Gültekin de, eşinin öldürüldüğünü öğrendiği anda hemen Köln’den Sivas’a hareket ettiğini, burada baygınlık geçirdiğini, hem kaldırıldığı hastanede hem Ankara’da doktorların altı aylık çocuğunu ölmüş diyerek almak istediklerini anlattı.

“Gericiliğin ülkesi yok”

DİDF Frankfurt adına açılış konuşması yapan İbrahim Çakır, “Hepinizin bildiği gibi bundan 26 önce, Sivas’ta Pir Sultan anma etkinliğinde bulunan 35 insan yakıldı. Bu yakılan insanlar arasında Hasret Gültekin de bulunuyordu. Hasret Gültekin, 1971 yılında Sivas’ta dünyaya geldi. Altı yaşında bağlama öğrenmeye başladı. 22 yıllık kısa yaşamına bağlama virtözlüğü, yorumculuk, bestecilik, söz yazarlığı ve derlemecilik sıkıştırdı. İlk albümünü 16 yaşında çıkardı. Bağlamanın yanısıra cura, tar, kabak kemanı gibi müzik aletlerini de iyi çalıyordu. Çelpeyi saza getiren müzisyenler arasında sayılıyordu. Arif Sağ, Musa Eroğlu, Ufuk Yıldırım gibi ustalarla birlikte çalıştı. Hasret Gültetin, Kürtçe’nin yasak olduğu yıllarda albümler serisi hazırladı. Bilimsel sosyalizme inanan Gültekin, deyişlerin özelliğini bozmadan deyişlere çok sesliliği getirdi. ‘İlerici müzik’ adını verdiği tarzı ‘Rüzgarın Kanatları’ albümüyle gerçekleştirdi. Hollanda Kültür Bakanlığı’nın daveti üzerine “Genç Türkücüler Festivali’nde Türkiye’yi temsil etti. Maalesef temsil ettiği ülkenin güvenlik güçlerinin gözleri önünde, Sivas Madımak Oteli’nde 34 kişiyle birlikte ateşe verildi. Gericiliğin ülkesi yoktur. Madımak yangınından 34 gün önce, Almanya’nın Solingen kentinde de ırkçılar Genç Ailesi’nin yaşadığı evi ateşe verdiler. Orada da çoğunluğu çocuk, beş insan yakıldı. Tarih insanları katledenleri laneklemeye devam edecek. Onların öldürdükleri ise hep anılacak. Hasret Gültekin müzikali bunun bir örneği” dedi.

Dünyanın gözü önünde öldürdüler

2 Temmuz’un toplu bir kıyım olduğunu kaydeden Yeter Gültekin, adaletin tecelli etmemesinin katilleri daha da cesaretlendirdiğini söyledi. 2 Temmuz’un katledilişin ne başlangıcı ve ne de sonu olduğunu kaydeden Gültekin “Öldürmeye devam edildi. Kim haktan ve halktan yana bir söz söylediyse katli vacip görüldü. 2 Temmuz’un bir ayrılacığı var. İlk toplu kıyımdı. Herkesin, dünyanın, güvenlik güçlerinin gözünün önünde, hiç kimsenin şu ya da bu şekilde kılıflandıramayacağı bir gövde gösterisiydi. Sivas’ın böyle bir milat olma durumu var. Dünyanın bu kadar açıktan, her köşesine katliam resimlerinin ulaştığı bir katliam olması açısından özeldir. O gerici İslamcıların ilk gövde gösterisidir. Ondan sonraki hukuk süreci onları daha da cesaretlendirdi. Dersim tetelesinin de yıldönümü. Yıllarca ne dinledik. “Bir isyan vardı. Bastırılması gerekiyordu. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda böyle bir ayaklanmaya göz yumulamazdı. Tarihi belgelere göre isyan yok, son ana kadar ‘Benim, evlatlarımın canına kıyılsa da geride kalanlara dokunulmasın’ diyen var. Ama ısrarla görmezden gelindi. Ama 1993, bu kadar açıktan insanların ateşe verilmesi özeldir. Solingen de, Dersim de Sivas da bizim acımızdır. Kim dünyanın neresinde yargısız şekilde infaz ediliyorsa bizim acımızdır. Herkes kendi vicdanından sorumludur. Eser Hasret’i bir insan olarak anlatmaktan çok, Hasret’in düşlerinden bahsediyor. Hasret’ cüssesi küçük, kafası çok büyük bir insandı. Bizim tesellimiz de bugün yirmi yaşındaki çocukların, Hasret’i böyle görmeleri” diye konuştu.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ