Hey gidi günler, hey!

Derya Bengi’nin sazlı cazlı sözlüğü, 50’li yılların gazete ve dergi sayfalarının rehberliğinde o günün bakışına, o günün mizacına ve o günün lisanına sadık kalarak hazırlanmış, çok eğlenceli bir çalışma.

 

YEŞİM PÜTGÜL
“50’li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük” altbaşlığıyla yayımlanan “Şimdiki Zaman Beledir” kitabı, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı. Kitabın adı, 50’li yılların popüler türküsü “Ha Bu Diyar”dan geliyor. Bengi, 1950 yılında Zehra Bilir’in plağa okuduğu bu türkünün aynı zamanda Türkiye’nin kırsaldan kente taşınmasının simgesi olduğu gerekçesiyle kitaba bu adı vermiş. “Devir değişti, devran döndü” anlamına gelen bir mısra bu. Derya Bengi, o dönemi şöyle anlatıyor:
“50’ler Türkiye’si Menderes’li, Bayar’lı, Migros’lu, Gima’lı, traktörlü, gecekondulu, naylonlu, hula huplu yıllar. Çok partili demokrasiye geçişle askeri darbe arasına sığışmış bir zaman dilimiydi. İktidarın milli irade nutuklarıyla, muhalefetin istibdat rejimi iddiaları birbiriyle dalaşırken, tango ve rock’ın roll adımları birbirine dolaşıyor, Soğuk Savaş’ın gölgesinde küçük Amerika idealiyle, karaborsa ve yolsuzluk davaları birbirine karışırken plaktan kahveye, şekerden otomobil lastiğine, grev hakkından basın hürriyetine yokluklar birbiriyle yarışıyordu.”

AFİŞ VE KUPÜRLERLE DESTEKLENMİŞ

Tipik bir sözlük olarak alfabetik düzende hazırlanan kitabın arkasında 1950-1959 yılları arasındaki önemli kültürel ve politik olaylar ayrıca listelenmiş. Dönemin film afişleri, kitap kapakları ve gazete kupürleriyle renklenen kitapta neler yok ki?
Örneğin Halide Edip Adıvar’ın “Akile Hanım Sokağı” kitabı da, Nazım Hikmet’in Açlık Grevi de, ünlü “Avare” filmi de “A” harfinde yerini bulmuş… Caz müziğinin yükselişi, Zeki Müren ve Hamiyet Yüceses’in plaklarıyla ardarda ele alınmış… Nezihe Meriç’in 28 yaşındayken basılan ilk kitabı “Bozbulanık” ile Francoise Sagan’ın kült romanı “Brams’ı Sever Misiniz” arka arkaya yerleşmiş…
6-7 Eylül olayları “Gling Gling” adlı maddede ele alınmış. Şöyle ki: 6 Eylül 1955 akşamı bir Rum ailenin evi basılır. Gerçi Türk komşuları birkaç dakika önce gelip evde yaşayanları çıkartmış ve saklamıştır ancak pencereden bakan kalabalık içeride gling gling’i görür. Birisi bağırır: “Evde gling gling var.” Sözünü ettiği piyanodur. Piyano da o dönem azınlıkların evinde rastlanan bir enstrümandır. Dolayısıyla zorla içeri giren güruh, piyano da dahil her şeyi kırar döker.

SALLAN YUVARLAN BELASI

1954 yılı, Yaşar Kemal’in “Acı, korku, nefret, sevinç ve realist levhalarla örülü bir memleket romanı” spotuyla tanıtılan ünlü eseri İnce Memed’in tefrika edilmeye başladığı yıl. Ertesi yıl ise rock’ın roll yılıdır. Leyla Umar Akit gazetesindeki yazısında, bu maddeyi şöyle tanımlar: “Rock and Roll diye bir bela çıktı. Yani Sallan Yuvarlan. Bu dansın sebep olduğu kargaşalıklara dair batıdan gelen haberleri biz de hayret ve ibretle okuyorduk: Harap olan salonlar, dışarı çıkınca ortalıkta sağlam vitrin bırakmayan azgın insan sürüleri, ölüler, yaralılar, tevkif edilenler ve edilmeyenler…”
Ve tabii alaturka ve alafranga müziğin bitmeyen savaşı. Bu savaşı, Lütfü Akad’ın 1954’te çektiği “Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar” adlı filmde geçen şu diyalogla anlatmaya çalışalım. Filmde bir yarışma mizanseninde şu diyalog geçmektedir:
“-Müsabakayı alaturkacılar kazanacaklar.
-Üzülmeni istemem sevgilim, fakat zafer alafranganın olacak. Alaturka köhneleşmiş bir musikidir.
–Köhneleşmiş olabilir, fakat bu dedelerimizin müziğini küçümsememizi icap ettirmez. Bu müziği kalkındırmaya çalışmalıyız.”
O dönemi, o dönemin gözü ve diliyle okumak isteyenler için hazırlanan kitapta başka neler mi var? Elvis Presley, Zeki Müren, Leyla Gencer, Brigitte Bardot, Ayten Alpman, Dizzy Gillespie, Nana, köy romanları, Yeşilçam’ın doğum sancıları, Kore’ye giden askerler, allı yeşilli traktörler, çalgılı gazinolar… Elinizden bırakamayacaksınız, bizden söylemesi.

 

Berk Kuruçay-Emirhan Perker / Yalnızlar Rıhtımı

Banka kasasında saklanan gitar

“Yalnızlar Rıhtımı”, Türk rock’ının geçmişine doğru bir geziye çıkartıyor okurları. 54 sanatçı ve grubun yer aldığı kitapta, Erkin Koray’ın efsane gitarı gibi ilginç anekdotlara da yer verilmiş.
Çizer Emirhan Perker ve yazar Berk Kuruçay’ın hazırladığı “Kara Karga Yayınları”ndan çıkan “Yalnızlar Rıhtımı”, çizgilerle Türk rock tarihini anlatan bir çalışma. Barış Manço’dan Athena’ya, Moğollar’dan Teoman’a, Büyük Ev Ablukada’dan Gece Yolcuları’na kadar 54 kişi ve gruba yer verilen kitap, ilginç bir tarzda hazırlanmış. Sözü edilen grubun ya da sanatçının fotoğrafı değil çizimine yer verilen kitapta, sözü edilen kişiler çıktıkları dönemde nasıllarsa; saçından sakalına, ceketinden kolyesine bire bir öyle çizilmiş. Grup hakkında özet bilgilerin yer aldığı kitap, ansiklopedik ve arşivlik bir çalışma.

PENTAGRAM’IN SAHNE DENEYİMİ

Grupların çıkış tarihleri, grup üyelerinin isimleri, en önemli albümleri ve küçük anekdotlara yer verilen kitapta her gruba ya da sanatçıya bir sayfa ayrılmış. Örneğin Erkin Koray’ın kendisiyle özdeşleşen 1961 yapımı Gibson marka efsane gitarını, yıpranmaktan muhafaza etmek için bir bankanın kasasında sakladığını bu kitaptan öğreniyoruz. Veya ilk ciddi sahne deneyimini İstanbul’da bir düğün salonunda yaşayan ve beş şarkı söylemesi planlanan Pentagram’ın daha beşinci şarkıya gelmeden mekândaki masa ve sandalyelerin kırıldığı bilgisi de kitapta yer alıyor. Kitabın bir diğer özelliği de her sayfanın başında verilen QR kodlarının cep telefonuyla okutulduğunda, o grubun seçilen şarkılarını dinleme olanağı sunması.

 

Pınar Tınaz – Murathan Nazik – Hasancan Bakkallar  – Ferhat Aydın / 365 Gün Sinema

Bu gece ne izlesek?

Siz de bu soruyu sık sık soranlardansanız, “365 Gün Sinema” tam size göre. Film tavsiyesi isteyen arkadaşların taleplerini karşılama arzusundan yola çıkılarak hazırlanan kitap, koca bir antoloji.
Film izlemeyi çok seviyor ancak ne izleyeceğinize karar veremiyor musunuz? Geçenlerde izlediğiniz o filmin yönetmeni ve oyuncuları kimdi hatırlayamadınız mı? Akşam televizyonda yayınlanacak o film hangi dalda ödül almıştı? Tüm bu soruların yanıtını, Pınar Tınaz, Murathan Nazik, Hasancan Bakkallar ve Ferhat Aydın’ın hazırladığı 365 Gün Sinema kitabında bulabilirsiniz.
Kitabı kaleme dört kişi, 365 gün için toplam 732 filmi seçmiş. Bir yandan sevdikleri filmleri sıralayan dörtlü, diğer yandan da tarihsel olayları listelemiş ve tarihte o gün gerçekleşmiş olaylara göre bir film belirlemiş. Örneğin, 11 Eylül sayfasında Michael Moore’un ‘Fahrenheit 9/11’ filmi, 12 Eylül sayfasında ise Çağan Irmak’ın ‘Babam Ve Oğlum’ filmi yer alıyor. 392 sayfalık kitapta belirli günler belirli temalara (gerilim, müzik, büyücülük, yasaklanmış filmler gibi) ya da Ustalara Saygı başlığı altında belirli yönetmenlere (Stanley Kubrick, Memduh Ün, Pedro Almodovar gibi) ayrılmış.

IMDb PUANLARI DA VERİLMİŞ

“Çikolta Yayınevi” tarafından yayınlanan kitap “Bu gece ne izlesem” sorusuna doyurucu bir yanıt verebilmenin ötesinde sinema öğrencilerine ve yedinci sanatın her yaştan meraklılarına bir genel kültür kazandırmayı amaçlıyor. Klasikleşmiş eserler, önemli akımların temsilcileri ve dünyanın her bir yanından ustaların yapıtları bir araya toplanmış.
Seçilen filmlerin IMDb puanlarına da yer verilen kitaba ajanda özelliği kazandıran kısım ise, kitap sahibinin filmi izlediği tarihi ve kaç puan verdiğini üzerine not alabilmesi. Kitabın arkasında adı geçen tüm filmler kronolojik olarak da listelenmiş. Yani önce filmi seçip sonra içeriğini ve neden o filmin seçildiğini okumak da mümkün. Kısacası 365 Gün Sinema, çok kapsamlı bir film seçkisi.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ