Osmanlı’da rüşvetin öyküsü

Osmanlı’nın birkaç asırlık hediye geleneği bir gecede nasıl oldu da rüşvete dönüştü? Cengiz Kırlı Yolsuzluğun İcadı kitabında, gizemli bir cinayetle başlayan bu dönüşümün öyküsünü anlatıyor.

 YEŞİM PÜTGÜL

10 Nisan 1840’ta, Edirne’deki Sultan Selim Camii’nin imamı Mustafa Efendi bir cinayete kurban gider. Zaptiye, üç Rum gencini zanlı olarak tutuklar. Bu tutuklanma, şehirdeki Müslüman ve gayrimüslim nüfus arasında var olan gerilimi iyice arttırır. Vahşice işlenmiş de olsa basit bir cinayet gibi görünen olay, şehrin valisi Nafiz Paşa’nın görevden el çektirilip pek çok suçlamayla Meclis-i Vâlâ’da yargılanmasına giden olaylar zincirinin başlangıcı olur.

Başlangıçta sadece durumu kontrol altına almayı başaramamakla suçlanan Nafiz Paşa’nın suç listesi zamanla kabarır; suçlamalara yolsuzluk da eklenir. Zamanlama ilginçtir; Tanzimat yeni ilan edilmiş, Osmanlı’da modernleşme başlamıştır.

Kanundaki ‘eşitlik’ ilkesi

Cengiz Kırlı’nın kitabı, 1840’ta çıkartılan kanunun ardından bir gecede hediyelerin rüşvete dönüştürülmesini ve Nafiz Paşa’nın ardından Akif ve Hüsrev Paşaların da nasıl sanık sandalyesine nasıl oturtulduklarını anlatıyor. Hediye, rüşvet ve yolsuzluk kelimeleri o gün icat edilmiş değil elbette. Değişen şey, önceki kanunlarda cezanın suça değil, rütbeye göre uygulanması; 1940 tarihli ceza kanununda ise “eşitlik” ilkesinin vurgulanmasıdır. Kırlı kitabından yolsuzluk gibi asla eskimeyen bir konuyu tarihi ve toplumsal olaylar çerçevesinde alıyor; üstelik polisiye bir roman gibi merakla okutmayı başarıyor.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ