„Sonunda bütün insanlar kardeş olacak“

Nürnberg’de Türkiye Almanya Film Festivali’nde Zülfü Livaneli ile Almanya’nın en sevilen politikacılarından Dr Ulrich Maly buluştular.

Huzursuzluk başlıklı Paneli Almanya’nın büyük günlük gazetelerinden Nürnberger Nachrichten‘in genel yayın yönetmeni Alexander Jungkunz yönetti.

Livaneli Türkiye’nin yaşadığı karmaşada Avrupa politikacılarını da sorumlu tuttu.

Dr Maly, Türkiye’ye bakış açısında, kardeş ülkenin iyiliğini isteyen bir perspektifin olmasını istedi.

Foto: Nürnberg Türkiye Almanya Festivali

Trans kültürel diyalogların en güzel örneklerinden kaç sefer ziyaret ettiği Türkiye Almanya Film Festivali’nin olduğunu söyleyen Livaneli, sanatın ve kültürün birleştirici gücüne güvenilmesi gerektiğini bildirdi. Makine çarklarında gerekli olan yağ gibi sanatın da toplumları bir arada tuttuğunu, onsuz olunamayacağını söyledi.

Türkiye’nin heterojen bir yapıya sahip olduğunu ve bunu da barış içinde tutabilecek köklü bir kültüre sahip olduğunu bundan mutlu olmamız gerektiğini söyleyen Livaneli, batı ile Türkiye arasındaki sorunların en önemli kaynağının batı politikasının karar merkezinde oturanlardaki Türkiye ve orta doğu konusundaki bilgisizlik ve ön yargıların olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması değil yakınlaşması özel anlaşmayla olabileceğini, ama bunun için de en vageçilmezlerden birinin laiklik olduğunun altını çizdi. Avrupa politikacıları maalesef Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı laiklik devrimlerinin değerini anlayamadığını ve Türkiye’nin geri gitmesinin temelinin Almanya’da Milli Görüş’e destek ve gelişme alanı verilerek atıldığını söyledi. Avrupa’nın Türkiye’deki laikliği desteklememesinin Türkiye’deki laik kesimi, aydınları, sanatçıları, düşünürleri çok kırdığını söyledi.

Dünya’da maalesef bir çok kavramı yeniden tartışmak ve belirlemek gerektiğini savunan Livaneli örneğin şu anda demokrasi adı altında çoğunluk diktatörlüğü yaşatıldığını söyledi. Komunist diktatörlüğün yıkılmasından sonraki dönemde, Dünya’da yeni bir dönemin hazırlatıldığı ve bunun da „post truth – gerçek ötesi bir dönem“ olarak nitelendirilebileceğini bildirdi. Örneğin Amerika’da Trump ile yaşananların buna çok uyduğunu söyledi.

Livaneli her şeyin başında söz olduğunu, yani niteliği oluşturan sözün içeriğinin önemsenmesini ve bunun paylaşılması gerektiğini, yani diyaloglara ihtiyaç olduğunu bunun için de ortak değerleri paylaşan insanların diyaloğuna ihtiyaç olduğunu ve bunun için uğraş verilmesi gerektiğine inandığını bildirdi. Sözün paylaşılma şeklinin her zaman değişebileceğini, bugün gazeteler varsa, tweet varsa, facebook varsa yarın başka şeyler olacağını, ama sözün ve değerinin her zaman kalacağının altını çizdi. Livaneli akşamı Schiller’den bir alıntıyla bitirdi: sonunda bütün insanlar kardeş olacak.

Soru üzerine Livaneli artık Türkiye ve Almanya arasındaki köprülerin çok güçlü olduğunu, kolay kolay krize girmeyeceğini söyledi.

Akşamın diğer konusmacısı Dr Ulrich Maly, Almanya’dan Macaristan, Polonya ve hatta ABD gibi ülkelerdeki gelişmelere endişeyle baktığını , bunun içinde Türkiye’nin de olduğunu, ama bu bakışta her zaman doğruyu bildiğini zanneden Avrupalı kibirliliğinin değil, kardeş ülkelerin iyiliğini isteyen perspektif olması gerektiğini söyledi.

Bu bakış Almanya’da yaşayan Türkler için ne kadar geçerli, gelişen medyalarla birlikte Tükiye’deki politik gelişmelerin Almanya’daki toplumsal ilişkileri de doğrudan etkilediğini söyleyen Dr Maly, bu konuda Alman politikacilarının çok dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi. Biz önce kendimize bakalım. Almanya’ya gelen göçmenlerin uzun yıllar asimile edilmek istendiği, bu başarılamayınca örneğin Türklerin toplumdan ayrı tutulmaya çalışıldığı ve ancak yeni nesillerle kültürler arası diyaloğa girilebildiğini ve artık Almanya’da bir iki kültürün değil bir çok kültürün birbirleriyle temas ederek yani trans kültürel bir ortam yaratarak, diyalog kurarak toplumun beklentilerine cevap verilebileceğini söyledi.

Bunun çok yavaş bir gelişme olduğunu, toplumun bütün kademelerinde diyaloglara ihtiyaç olduğunu söyleyen Dr Maly belki de her yeni nesilde yeni yolların denenmesi gerektiğini ve trans kültürel diyalogların – yani çok ulusların kültürlerinin bir arada yürütülmesi gerektiğini savundu.

Dr Maly dinler arasındaki diyaloğun son derece önemli olduğunu ve teşvik edilmesini istedi. Bunun da geniş bir zamana ihtiyaç olduğunu söyledi. Ama nazilerden 70 yıl sonra sinagoglar günümüzde tekrar polisle korunmak zorunda kalınıyorsa bunun çok acı verici bir şey olduğunu, ancak yılmadan ileriye doğru toplumsal barış için mücadele edilmesi gerektiğini, küçük adımlardaki başarıların önemli olduğunu, hiç bir zaman yılınmaması gerektiğini bildirdi. Belki her nesille tekrar tekrar sıfırdan başlanması gerektiğini ekledi.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ