Tiyatrocular: Sahneler, sokaklar bizim

Kadıköy Tiyatrolar Platformu’nun çağrısıyla Kadıköy’de Nazım Hikmet Kültür Merkezi önünde buluşan sanatçılar, Süreyya Operası’na kadar “Sahneler bizim, sokaklar bizim” sloganlarıyla yürüdü. Oyuncular Kadıköy’de konserlerle Dünya Tiyatro Günü’nü kutladı

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun düzenlediği ve Oyuncular Sendikası’nın destek verdiği yürüyüşe oyuncuların yanı sıra Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu ve Hatay Milletvekili/ oyuncu Barış Atay da katıldı.

Süreyya Operası önünde sonlanan yürüyüşte Kadıköy Tiyatroları Platformu üyesi Volkan Yosunlu platform adına bir konuşma yaptı.

“Sahneden bir söz söyleniyorsa o tüm insanlığa fısıldanan bir sözdür”

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Dünya Tiyatrolar Günü’nü şenliklerle ve dayanışmayla kutlamak istediklerine vurgu yapan Yosunlu şöyle konuştu:

Bizler kentsel dönüşüm politikalarıyla sahnelerimizi rant alanına çevirenleri biliyoruz. Sahnelerimizi birer birer kapatıp bu ülkeyi daha çok karanlığa itmek isteyenleri de biliyoruz. Ama Kadıköy Tiyatroları Platformu bunun karşısında ışık olmayı ve sanatta üretmeyi seçen bir topluluk. Her zaman dayanışma içinde, sahnelerle, oyuncularla linç kampanyalarına karşı, meslektaşlarımıza yöneltilen suçlamalara karşı her bir arada durduk ve bir arada olacağız. Bu 27 Mart aslında bunu da kutlamanın günü. Sanatla birlikte hayata değer katanların günü. Sizin, bizim, hepimizin ortak günü. Çünkü sahneden bir söz söyleniyorsa biliniyor ki o aslında hayata söylenen bir sözdür. Çünkü sahneden bir söz söyleniyorsa o tüm insanlığa fısıldanan bir sözdür. Kadıköy Tiyatroları Platformu olarak biz 27 Mart’ı hakkıyla, yürüyüşümüzle kutlamak istedik. Ancak üç yıldır sürdürdüğümüz bu yürüyüş, bu güzellik engellenmek istendi. Neden olarak da yerel seçimler gösterildi. Seçim arefesinde böyle bir yürüyüşün sağlıklı olamayacağı; hem he bizim güvenliğimiz hem de etrafın güvenliği açısından sağlıklı olamayacağı söylendi. Görüyoruz ki burada bir güvenlik sorunu yok. Burada bir zihniyet sorunu var. Ve bu zihniyet sorununa karşı Kadıköy’de üretim yapan tüm sanat emekçileri ve seyirciler bunun farkında. Biz 27 Mart’ı tiyatronun özgürlüğü olarak kutlamak istiyoruz. Yetkilileri onlarca sahnede oyunlarımızı izlerken görmek istiyoruz. Bize engellerle değil biletlerle gelin lütfen.

Sokaktan, hayattan, sahneden ve kendinden sakın vazgeçme!

Daha sonra tiyatro sanatçısı Enis Fosforoğlu ise platformun bildirisini okudu.

“Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla…” sözleriyle başlayan Fosforoğlu’nun okuduğu bildiri şu şekilde: Milyonlarca yıl önce kayadan alet yapmayı öğrenen insan ataları, bilinir ki dik durmayı da öğrenmiştir. Karanlığı aydınlatmayı da buldu zamanla, ateşi bilgiye katmayı da. Bilgiyi devretmek için coşkuyla mağara duvarlarına çizdi, heceleri dizelere dönüştürdü ve yaşamı yeniden var eden sanatın dokunuşlarını kazıdı insanlığa, zamana. Bütün bunları yaparken, en önemlisi hiç tek başına kalmadı; hep beraber, birlikte ve yan yana üretmenin gücüyle yaşadı insan, tüm yarattığı değerlerle. Bildi, ekti, paylaştı, eyledi tarihi var eden insan.

Artık karanlığı saha çok hisseder olduk, sessizliği de. Yaşanan an içinde bize yalnız kalmak öğretildikçe çığlığımız içimizde boğuluyor. Nasıl sesimiz kısılıyor, konuşmadıklarımız nasıl da boğazımızda düğümleniyor… Birileri bizlere parmağını salladığında ardındaki en karanlık, en ıssız patikalar yüzümüze çarpıyorken, oynayan üreten, aydınlığın ateşiyle harlanan insan sessizlikte ve karanlıkta kaybolup gidecek mi tarih sahnesinden?Hayır! Hayır! Bin kere hayır!

En karanlık, en sessiz anı yaşadığını sandığında, sokaktan, hayattan, sahneden ve kendinden sakın vazgeçme!

Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla… Sahnede düş kuranların gücü yetebilir sokakları ve hayatı aydınlatmaya, sesine ses olmaya. Bak, sahnedeki hikaye sen-ben, sokaklar sen-ben, gülen, ağlayan, öfkelenen, aşık olan sen-ben, her günü yeniden kuran, her anı biricik kılan sen-ben. Yani biz.

Fosforoğlu’nun ardından kaymakamlık kararına karşın Kadıköy Tiyatroları Platformu ile dayanışma için gelen Oyuncular Sendikası üyelerinden Serdar Orçin, sendikanın metnini okudu:

Bugün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü farklı duygularla kutluyoruz.

Bir yandan Tiyatrolarımız ve tiyatrocularımız, yepyeni şekillere bürünmüş yasaklar, engeller ve baskılarla karşılaşıyor son yıllarda. Evet, belki tiyatro sanatı tarihin hemen her döneminde ve hemen her coğrafyada siyasi ve toplumsal erkin hedefinde olmuştur.

Çünkü tiyatro toplumu iyileştirir, yönetenlerin kör etmeye çalıştığı gözleri ve vicdanları iyileştirir.

…Son yıllarda, şekil değiştirmiş, ‘serbest piyasa’ dinamikleri kılığına bürünmüş sinsi taktiklerle engellenen oyunlar, baskılarla kendine salon bulamayan ya da tahsis edilen salonları sürekli ‘tamirat’a sokularak ellerinden alınan tiyatrocular, sosyal medyada beyan ettiği fikirlerinden ya da yüzyıllardır oynana gelen oyunlara sahnede getirdikleri yorumlardan ötürü hapis cezası alan oyuncu DOST’lar, Nazlı’lar var. Bunları görmek bizi yaralıyor.

Hatta bugün yapılan bu yürüyüş bile, her sene yapıldığı gibi tekrarlanmasına müsaade edilmeyerek, bir tür engelleme ile karşı karşıya bırakıldı. Oyuncular Sendikası olarak biz; yasakları ve engelleri değil, oyuncuların sosyal ve mesleki haklarını aldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hüküm sürdüğü, tiyatrocuların tacizden ve mobbingden arınmış güvenli bir ortamda çalıştı ve devletin anayasal görevini yerine getirerek sanatı ve sanatçıyı koruduğu, onlara destek olup haklarını verdiği bir tiyatro istiyoruz

…Oyuncular Sendikası olarak biz de bugün sözümü tüm tiyatroculara ve tiyatro seyircilerine söylemek istiyoruz. Tiyatroyu engellemeye çalışanlar maalesef hep olmuştur ve büyük ihtimalle olmaya devam edecekler. Bu sebeple biz, her koşulda birlikte dayanışma içinde durmaya, örgütlü olmaya, kendi gücümüzle kendimizi ve toplumu iyileştirmeye ve umut olmaya devam edeceğiz. Yaşasın örgütlü dayanışma, yaşasın özgür tiyatro… Sendika.Org

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ