Toprağın ateşle dansı – Ya da çini ustası nasıl olunur?

Çini yapmayı bir tesadüf sonrası başlayan Cengiz Saran, “Çini ile ilgili bir iş yeri açmak her zaman hayalim ve hedefim olmuştur. Fethiye’de açmayı planlıyorum. Konya’daki evimde bulunan atölyemi Fethiye’ye taşıdım. Zaman kolluyorum” diyor. Cengiz Saran ile egazete.de için yaptığımız söyleşi adeta azmin belgeseli niteliğinde. Söyleşiyi ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.

Ayşe Korkmaz

-Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Cengiz Saran. 1969 yılında Çumra’ya bağlı Okçu kasabasında doğdum. Muğla Fethiye’de yaşıyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Çocuklarımı okuttum, o konuda bahtiyarım.

-Çini sanatıyla nasıl tanıştınız?

Askerden geldiğim yıl Konya Çini Eserler Müzesi’nde Selçuklu çinilerini incelemiş, Kon TV’de Hanımeli programının Selçuklu çinileriyle ilgili bölümlerini takip etmiştim. Ayrıca, Kütahya’ya gitmiş, oradaki çalışmaları çok beğenmiştim. Bütün bunlar beni çiniye yönlendiren etkenler olmuştur. Çumra Halk Eğitim Merkezi’nde bilgisayar eğitimi alıyordum. Havva Hoca’nın çinileri fırından çıkardığını gördüm. “Bunları ben de yapabilirim” dedim. Ama Havva Hoca bunun için eğitim almam gerektiğini söyledi. Bilgisayar hocası da kırık tabak ve fırçayla çini çalışıyordu. Ben o dönem bir kırık tabak ve bir fırçaya ulaşamadım. Bir yıl sonra bilgisayar sertifikası için Çumra Halk Eğitim Merkezi’ne uğradım. Çini merakım tekrar gündeme geldi. Müdür yardımcımız Fikriye Hanım’ın desteği ile çini eğitimi almak için müracaat ettim. Havva Hanım masa başında modeli çiniye bastı ve fırçanın kullanılışını öğretti. Benim de aynısını yapmamı istedi. Hiç zorluk çekmeden düzgün bir biçimde istenileni yaptım. Bunun üzerine Havva Hoca elime gerekli malzemeleri verip köyüme gönderdi. İki hafta boyunca tabağa modeli basıp çizdim. Sonra silip aynı işlemi tekrar gerçekleştirdim. İki hafta sonunda Havva Hoca işimi beğendi ve devam edebileceğimi söyledi. O gün bu gündür çiniyle uğraşmaya devam ediyorum.

-Sanata olan ilginiz çiniyle mi başladı? Daha önce uğraştığınız başka bir sanat dalı olmadı mı?

Oldu, evet… Çiniye başlamadan önce resim yapıyordum. Ama artık resmi bıraktım. Adeta çininin hastası oldum. Ayrıca müziğe de ilgim var.

-Müzik çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Müziğe, çocukluğumda başladım. TRT özentim vardı konservatuar tahsili yapamayınca trt hayalime ulaşamadım. Ara ara bazı eğlencelerde, düğünlerde türkü söylerdim. İki yıl, Konya Barosu Türk Halk Müziği Korusu’na katıldım. Ve bu iki yıl boyunca, profesyonel ortamda eğitim aldım. İki yıl sonra korodan ayrılarak Muğla Fethiye’ye yerleştim. Fethiye’de Fethiye Güzel Sanatlar Ve Kültür Derneği’nin korosuna katıldım. Müzik hayatıma bu koroda devam ediyorum. Okuduğum türküler TRT repertuarı olduğu için çok seviyorum.

– Emeğinizin birebir karşılığı olmasa da, sanatınızdan para kazanabiliyor musunuz?

Müzik çalışmalarından para kazanamıyorum. Hedefim zaten, para kazanmak olmadı hiç. Türk halk müziği kültürüne katkı sağlamak, çocukluğumda ve gençlik yıllarımda ulaşamadığım profesyonel ortamlarda hobi olarak türkü okumaktı. Ama çini ile ilgili bir iş yeri açmak her zaman hayalim ve hedefim olmuştur. Fethiye’de açmayı planlıyorum. Konya’daki evimde bulunan atölyemi Fethiye’ye taşıdım. Zaman kolluyorum.

-Bize bir çini eserinin nasıl meydana geldiğini, hangi aşamalardan geçtiğini anlatabilir misiniz?

Öncelikle modelin tabak büyüklüğüne göre fotokopiyle çoğaltılması gerekir. Altı yedi kat parşömen kâğıdını modelin altına iğneleriz. Modeli boncuk iğnesi kalemleriyle çizgilerin üzerinden deleriz. Kütahya’dan gelen ham tabağı zımparalar, pergelle tabağın ve modelin orta noktasını buluruz. Orta noktaları çakıştırırız. Bayan çorabının içine, dövülmüş kömür tozunu doldurup bağlarız. Bastırarak modelin üzerinde gezdiririz. Ortasından kenarlara doğru çekerek, modelin tabağa geçmesini sağlarız. Model çıktıktan sonra, fayans üzerine bir miktar siyah boya dökeriz. Elimizdeki bir ya da iki numara çini fırçasıyla, serçe parmağımızı tabağa tutarak, elimiz titretmeden çizgiler çekeriz. Sonra mavi dımıdık çalışmasına geçeriz. Bu bir nokta çalışması olup fırçası ayrıdır. Dımıdık çalışmasından sonra sırayla koyu yeşil, açık yeşil ve turkuaz çalışırız. Sonra gerekiyorsa diğer renklere geçeriz. Boyaların birbirini yakma özelliği olduğu için bu sırayı değiştirmeyiz. Boya bittikten sonra üstündeki tozları kopresörle üfleyip sırlarız. Bir gün boyunca kurumaya bırakırız. Bin dereceye kadar ısıyla elektrikli fırında pişirip fırını söndürürüz. Soğuduktan sonra, tabakların arkasına matkapla delik açarız.

-Bu söylediğiniz işlemlerin tamamlanması yaklaşık kaç gününüzü alıyor?

İki gün modelin delinmesiyle uğraşırız. Bir gün modelin çizilmesine, bir ya da iki gün dımıdık atılmasına ayırırız. Bir tabak, nerden baksan, bizim altı günümüzü alır.

-Eşiniz evde çalışmanıza tepki göstermiyor mu?

Eşim beni bu konuda sonuna kadar destekliyor. Bu yüzden ona teşekkür ediyorum. Çalışmalarıma karşı olmadığı gibi meydana getirdiğim eserlerle gururlanıyor. Kışın çok soğuk günlerde okula gitmiyorum. Dışarıda kar yağarken ben masamın başında işimle uğraşıyorum. Eşim elinde dantelini örüyor. Baş başa birimiz çini, birimiz dantelle günü geçiriyoruz. Ve bundan çok hoşlanıyoruz. Kahve içki sigara gibi alışkanlıklarım yok. Sigara parasına çini masrafı diyorum. Böylece, güzel bir uğraş ortaya çıkıyor.

-Bilgisayar eğitimi aldığınızdan bahsetmiştiniz. Bunun sanatınıza bir katkısı oluyor mu?

Evimde bilgisayarım var. Ailece kullanmayı öğrendik. İki binli yıllara bilgisayarla girdik. Çiniyle tanışmamın ikinci yılında Çumra’da internetle çalışmaya başladım. İnternetten indirdiğim farklı desenleri hem kendime hem de arkadaşlarıma kazandırmış oldum. Bunun yanı sıra çiniyle ilgili hocamızın verdiklerinden başka, çininin tarihçesi gibi ek bilgileri internetten sağladım.

-Aynı zamanda bahçıvan olarak çalıştığınızı biliyorum. Bu durum sanatınızı etkiliyor mu?

Bahçıvanlık yapmam sanatımı etkilemiyor. Bahçedeki yorgunluğumu çiniyi elime aldığım an unutuyorum. Aynı şekilde, koro çalışmalarım da beni dinlendiriyor. Üç beş parça türkü çalıştıktan sonra, yorgunluk falan kalmıyor. Ama koro çalışmaları gündüz oluyor. Çalıştığım için katılamıyorum. Beni olumsuz yönde etkileyen sadece bu yönü…

-Bundan sonraki çalışmalarınız ne yönde olacak? Çiniyle ilgili eksikleriniz ya da bilmeniz gereken farklı teknikler var mı?

Çini ve Türk halk müziği çalışmalarımı, taşıyabildiğim en üst noktaya taşımak en büyük hedefim. Konya’da kalsaydım çini sanatçısı Kemal Güler Hoca’dan dersler alıp usta çırak ilişkisini doyasıya yaşamaktı. Ama Fethiye’ye taşındım. Bu sanat dalı burada biraz sönük ve kısır kalmış. Fethiye Halk Eğitim Merkezi çini kursu var. Çalışmaları gidip yerinde gördüm. Kendilerine özgü desenler benimsemişler. Oysa ben tamamen geleneksel el sanatları babında Osmanlı İznik çinilerinin orijinallerine bire bir çalışıyorum. Çinide teknik olarak Osmanlı Topkapı Sarayı, Sultan Ahmet Camii, Rüstem Paşa Camii, çinilerine desen ve renk tahrir çalışmalarının dışına çıkmak istemiyorum. Osmanlı İznik çinilerini çok seviyorum ve yaşatmak istiyorum.

– Sıkıntınız, üzüntünüz, ya da aynı şekilde sevinciniz, mutluluğunuz üzerinde çalıştığınız esere yansıyor mu?

Sıkıntılı, üzgün, moral bozukluğu içerisindeyseniz, çini sizi tedavi ediyor. Böyle dönemlerde çalışmaya başlayınca bütün sorunlarım bitiyor. Hiçbir şekilde esere yansımıyor. Bir televizyonda İznik çinileriyle ilgili yayın izlemiştim. Bu programda bir profesör, çinideki türkuaz rengin vücuttaki fazla elektriği aldığı için tedavi edici bir özelliği olduğunu söylemişti. Gerçekten de çini, adeta insanın ömrünü uzatıyor.

-Uğraştığınız sanat alanlarına çevrenin bakış açısı nedir? Bu sizi ne yönde etkiliyor?

Çevremden bir kesim, uğraştığım çini ve Türk halk müziği çalışmalarını takdirle karşılıyor ve beni motive ediyor. İdealim olan sanat yolundan basit nedenlerle dönmeyeceğimi biliyorum.

Konya Çumra’da sanatsal çalışmalarım için belediyeye, kaymakamlığa ve Halk Eğitim Merkezi’ne gittim. Bana yardımcı olun, bir yerlerde istihdam edin, sanatım için atölye yeri verin bana sahip çıkın dedim. Bizim öyle çalışmalarımız yok dediler. Ben de Fethiye’ye taşınma kararı aldım. Artık hayatıma ve sanatsal çalışmalarıma Muğla Fethiye’de devam edeceğim.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ