Yeni ‘Medya Zirvesi’, eski talepler

Bir süre önce kurulan Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği’nin düzenlediği bir günlük çalıştayda, medyanın ekonomik sorunları ve geleceği masaya yatırıldı

ESSEN

Avrupa’da düzenlenen medya zirvelerine yenisi eklendi. Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği’nin Essen kentinde düzenlediği ‘Medya Zirvesi’nde Avrupa’da yayınlanan Türkçe gazetelere mali destek talep edildi. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği Başkanı Ali Paşa Akbaş, “Tek tek zayıf, güçsüz görünen medya, biraraya geldiğinde büyük bir sinerji ortaya çıkıyor. Eksiklerimizin farkındayız, bunları gidermeyi amaçlıyoruz. Avrupa’nın bizi görmemezlikten gelme nedenini araştıracağız” dedi.

Ali Paşa Akbaş

Başbakan Laschet’ten görüntülü mesaj

Essen Ruhrturm salonunda gerçekleşen zirveye Essen Başkonsolosu Şener Cebeci, Düsseldorf Başkonsolosu Şule Güler, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, KRV Eyalet Milletvekili Volkan Baran, Big Partisi Genel Başkanı Haluk Yıldız; Avrupa’nın farklı ülkelerinde Türkçe yayınlanan gazetelerin yöneticileri,  iş ve siyaset dünyasından insanlar, akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Zirvede sunuculuğu Oğuzhan Erkmen ile Sayiye Ulufer  yaptılar. Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı Armin Laschet zirveye gönderdiği görüntülü mesajda, ön yargıların ortadan kaldırılması, birlikte yaşamı desteklemesi açısından da basının önemli olduğunu vurguladı.

“Arşiv çalışması için de önemli”

Essen Başkonsolosu Şener Cebeci, Avrupa’daki Türk basınının köprü işlevine ve diaspora kimliğinin oluşmasındaki rolüne dikkat çektiği konuşmasında, “Toplumumuzun Türkiye ve Türkçe’ye ilgisini canlı tutulması çabalarımıza destek sağlıyor. Türk medyası ayrıca buradaki çalışma ve faaliyetleriyle Türk toplumunun talep ve beklentilerini güçlü bir şekilde dile getirmesine aracı olmak, sevincine ve üzüntüsüne tercüman olmak gibi hizmeti de başarılı şekilde yerine getiriyor. Avrupa’daki Türk basının yaptığı haberler ileride akademik çalışmalara kaynak teşkil edecek, arşiv çalışmaları için temel referanslardan biri olacaktır. Türk basını ayrıca Solingen faciası, NSU cinayetleri gibi toplumsal travmatik hadiseleri gündemde tutarak, toplumsal hafızanın dinç kalmasına da katkıda bulunuyor” ifadelerine yer verdi.

Medya olmadan hiçbir şey duymazsınız

Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Milletvekili Volkan Baran ise özgür, tarafsız basının Almanya’da da çok önemli olduğunu vurguladı. Baran, “Türk toplumu, Türkçe’yi unutmak istemiyorsa basınına sahip çıkmalı” diye konuştu. Gazeteci kökenli, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç da ülkede hep beraber el ele vererek sıkıntıları aşacaklarını söyledi. Devletin Avrupa’daki basına sahip çıkması gerektiğini kaydeden Öztunç, “Medya yaşamazsa hiçbir şey duymazsınız. Askerler gibi, ‘gazeteci üşümez, acıkmaz’ diye bakılıyor. Oysa gazeteciler de insandır ve ekonomik sorunları var. ABD, Hollywood üzerinden algı çalışması yapıyor. Bizler de bize yapılan saldırıyı, kültürle, basınla bertraf edebiliriz” dedi.

Sempozyumlarda talepler yükseldi

Medya zirvesinde gazete sahipleri, yerel gazete çalışanları ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı üç farklı sempozyum düzenlendi. Sempozyumlarda özetle şunlar dile getirildi:

Hüseyin Taş (Avusturya, Gündem): Gazetelerde çok büyük emek var. Artık gençler bulamıyoruz. Biz eleştiri yapamıyoruz. Avrupa’da bine yakın gazete var. Para kazanamıyoruz. Avrupa halkına yönelik projelerden uzağız. Aslan kendi hikayesini anlatmazsa, çakallar anlatır

Vatan Öz (İngiltere, Avrupa Gazetesi): 18 yıldır kesintisiz yayın yapıyoruz. Halk gazeteye para vermiyor, gazeteler reklam alamıyor. Sadece bakılan gazeteler çıkarmaya çalışıyoruz. Akıllı telefonlarla teknik imkan arttı. Mali sorunu aşarsak medya şahlanır.

İbrahim Karaman (Hollanda, Haber Gazetesi): Avrupa’da Türk basının geleceği yok. Gençlerimize öncelikle okuma alışkanlığı kazandırmamız lazım. Televizyonlarda izleyicimiz yok, bakarımız var. Türkçe medyaya kurumsal destek şart. Bizim geleceğimiz Türklerin yöneteceği Almanca, Fransızca, İngilizce gazeteler. Televizyonların da Almancaya geçmesi lazım.
Hüseyin Dönmez (Belçika, Gündem.be): İnsanımızı kayıt altına almak, haberi bir yere aktarmak önemli. Türkiye’deki yerel medyanın gelirinin yüzde altmışı, devlet kurumlarından. Defalarca zirve yapıldı. ‘Avrupa’yı bir bölge olarak ele alacağız, kaynak yaracatacağız’ denildi. Avrupalı Türklerin sesi, sözü yaşatılacaksa, Türk basını desteklenecek.

İsmail Erel (Sabah gazetesi): Yerel medya ile ulusal basının sorunları farklı. Alman basınındaki aleyhteki haberleri düzeltmek zorunda kalıyoruz. Türk basının kan kaybettiği doğru. Toplumumuzda okumakla ilgili büyük sıkıntı var. Biz araştırılması gereken ne var ne varsa onunu üzerine gidiyoruz.

Mehmet Koca (Posta, İhlas Haber Ajansı): Türkçe’nin yaşatılması için, bu konunun milli mesele haline gelmesi lazım. Kendimiz söyleyip kendimiz yol alamayız. Medyanın hayat bulması için kriterler bellidir.

Hülya Sancak (Muhabirce): Ciddi bir imaj sorunumuz var. Yeterli, eğitimli muhabir konusu var. İşadamları, sivil toplum kuruluşları, öğretmenler gazete okumuyor. Gazeteyi gördüğü zaman korkan insanlar için üzülüyorum. Dernekler, camiler gazeteyi ‘okunmuyor’ diye kabul etmiyor. Lütfen çocuklarınızla gazete okuyun. Gazetelere ilan vermek sizin geleceğiniz. Nesilden nesile aktarılan Türkçe için gazeteler önemli.

Zeki Şahin (Kanal Avrupa): Türkçe bizim için çok önemli. Dilini unutan, dinini, kültürünü de unutur. Yerel medyaya  destek şart.

Ali Kılıçarslan (Türkiye): Türk medyasının sorunu, Türk toplumunun varlık sorunudur. Türkçe basın bitti zaman, Türkiye ile bağlarımız da kesintiye uğrar.  Türk basını arşiv görevi de yapıyor. Arşiviniz yoksa, siz yaşamamışsınız demektir. Bizim haber ağımız yok. 16 eyalette hangi kararlar alındı, hiç bilgimiz yok. Federal Mecliste dahi muhabirlerimiz yok. Arka plan gazeteciliği yok. İyi yetişmiş elemanlara ihtiyacımız var. Medya kendini yenilemeli.

Mustafa Bozdurgut (Yeni Posta): ABD’ye yüzyıllar öncesinde göçedenlerle yaşadığımız aynı. İngiliz kökenliler Almanlara ‘Kültürümüzü bozuyorlar, ülkemizi ele geçirmek istiyorlar” demiş. 1910 yıllarında 500 günlük gazeteleri varmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında tehlike olarak gördüklerini tutuklamışlar. Kiralık ev, iş yeri arayanlar sorunlarla karşılaşmışlar. Türkiye Cumhuriyeti, buradaki insanları kendi vatandaşı olarak görüyorsa basına destek vermeli. Almanya’ya da vergi veriyoruz. Alman devleti de yerel basına yardım etmek zorunda.

Bahattin Yılmaz (Musiad): Tuz gölünde değil, Akdeniz ve okyanuslarda yüzmek istiyoruz. İşadamları olarak basına nasıl destek veririz, gündemimize alacağız. Biz buranın farklı renkleriyiz. Bunu Alman dostlarımıza iletmek durumundayız.

Mustafa Tosun (Atatürkçü Düşünce Derneği): 31 Mart yerel seçimiyle yatıp kalktık. Ama 26 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimleri gündemimizde yok.  Bize Avrupa değerleri diye dayatılan örneğin kadınlara seçme ve seçilme hakkını yüzyıla yakın bir süredir uyguluyoruz. Ortak konularda milli bir refleks gösterebilmeliyiz.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ